İmtihan edeceklerdi, ama...

Pîr Ali Efendi, Tekirdağ'a yakın Malkara'da yaşadı.
Orada vefat etti...
Nûrlu kabri oradadır.
Her zaman olduğu gibi bu büyük zâtı çekemeyenler de vardı.
Hattâ din adamlarıydı.
Bu zâtı imtihan etmeye yeltendiler.
Tefsir ve hadîs ilminden zor suâller tespit edip yazdılar bir kâğıda. Bunları ona sorup ilmî derecesini ölçeceklerdi güya.
Aralarında konuşup;
“Eğer bu suâllere cevap verirse ne âlâ, yoksa câhil biri olduğunu anlar, her yere yayarız” dediler.
Ve hazırladıkları suâllerle gittiler bu zâtın dergâhına.
Mübârek zât, iltifatla karşıladı bu kimseleri.
İçeri alıp yer gösterdi.
Hoşbeşten sonra başladı sohbete.
Ancak sohbet ilerledikçe ona karşı kalpleri değişti bu kimselerin.
Çünkü suâllerine bir bir cevap veriyordu mübârek.
Hem de en mükemmel şekilde.
Soluk almadan dinlediler.
Mest oldular âdeta.
Hayran ve şaşkındılar!
Mahcûbiyet içindeydiler.
Özür dilediler teker teker.
Dahası önünde diz çöktüler.
Ve talebesi oldular aynı gün...
? ? ?
Bir gün bâzı gençler;
“Huzurlu olmanın sırrı nedir efendim?” diye sordular.
Büyük zât;
“İslâmiyyete uymaktır. İnsan, uyduğu nisbette huzurlu, rahat olur. Dünyayı düşününce, huzuru kaçar ve asabı bozulur. Yani İslâmiyet, bir reçetedir. Tatbik edenler, elbet faydasını görür” buyurdu.