Velîlerde kusur aramak!..

Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri zamanında Mısır’da Başkadılık yapan Takıyyüddîn adında biri vardı ki, Ahmed-i Bedevî hazretlerinin büyüklüğünü bilir, severdi kendisini.
Ancak bâzıları, iftirâ atıp, “dedikodu” yaparlardı bu velî zâtın aleyhinde.
Bu da onları duydu.
Hâliyle zihni karıştı...
Gerçeği öğrenmek gâyesiyle ziyaretine gitti bir gün.
Söz arasında;
“Hakkınızda bazı sözler işittim. Bazı kimseler, cemaate gitmediğinizi, hatta bazen de hiç namaz kılmadığınızı söylüyorlar. İnanmadım, ama yine de zihnim karıştı” dedi.
Gadaba geldi bu zât.
Sert bir nazar etti ona.
Takıyyüddîn Efendi, bu nazarın şiddetinden bayılıp düştü! Ayılınca ıssız bir sahranın ortasında buldu kendini.
Hata ettiğini anladı.
O anda nurlu bir zât belirdi ve ona dedi ki:
“Mısır'dan, iki aylık uzak mesafedesin. Sen şimdi şu ilerideki câmiye git. Ahmed Bedevî hazretleri az sonra orayı teşrîf eder. Ondan özür dile. Seni, ancak o kurtarır bu sıkıntıdan.”
“Peki efendim” dedi.
Ve gitti o câmiye.
Büyük velînin arkasında namaz kıldıktan sonra özür dileyip affını istedi.
Mübârek zât;
“Hızır'a rastlamasaydın bu ıssız sahralarda işin zordu” buyurdu.
Sırtını sıvazlayıp;
“Haydi git. Çoluk çocuğun özlemiştir” dedi.
O anda evlerinin önünde buldu kendini...