Allah’ýn rýzasýydý onun tek düþüncesi.
Yok idi bundan baþka, bir maksat ve gayesi.
Hak ve doðru ne ise, söyler idi ihlasla.
Bu babta, hiçbir þeyden çekinmezdi o asla.
Onun fetvalarýna, herhangi siyasi bir,
Düþünce, güç ve baský, katiyen girmemiþtir.
Þahsi dostluk, düþmanlýk ve nefsani arzular,
Dünyalýk bir menfaat, karýþmamýþtýr zinhar.
Doðruyu, Allah için söyler idi ihlasla.
Zerre kadar bir taviz, vermezdi bunda asla.
Ýlim, heybet ve vakar, tatlý dil ve güleryüz,
O, bunlarda fazlaca eylemiþti temayüz.
Muarýzlara bile, sükunetle davranýr,
Güzel ahlaký ile, gösterirdi hep sabýr.
O, asla kapýlmazdý heyecan ve telaþa.
Ýkna yoluna gidip, yapmazdý münakaþa.
Kuvvetli þahsiyeti ve keskin zekasýyla,
Aklý, ilmi, heybeti ve güzel ahlakýyla,
Ýnsanlarýn içine, sanki nüfuz ederdi.
Herkese tesir eder, kalbleri cezbederdi.
Dini meseleleri, misaller göstererek,
Öyle anlatýrdý ki güzel izah ederek,
Nice peþin hükümlü muarýzlarý bile,
Ýkna oluyorlardý, bu izahlarý ile.
Bütün Müslümanlarý, iman ve itikatta,
Birleþtirip, onlara (baba) oldu adeta.
Dini bozmak isteyen, bozgunculuk çýkaran,
Kimseleri de sezip, vermedi fýrsat, eman.
Doðruyu, onlara da güzelce anlatarak,
Ýtikatta, birliði saðladý tam olarak.
Koyup o fýkha dahi, birçok esas ve düstur,
Ýkinci hicri asrýn, müceddidi olmuþtur.
Bazý hadislerinde, yine Resul-i ekrem,
Þöyle meth eylemiþtir kastederek onu hem:
(Nasýl öðünüyorsa Adem Nebi, benimle,
Ben dahi öðünürüm, ümmetimden biriyle.
Ýsmi Numan, künyesi Ebu Hanife’dir ki,
Ümmetimin ýþýðý, o zattýr elbette ki.)
(Nasýl öðünürlerse, Peygamberler benimle,
Ben de öðünüyorum, Ebu Hanife ile.
Onu seven bir kimse, beni de sevmiþ olur.
Onu sevmeyen ise, beni sevmemiþ olur.)
(Ümmetimden birisi, ihya eder Ýslam’ý.
Numan ibni Sabit’tir, o âlim zatýn nâmý.)
(Ümmetimden, yükselen olacak her asýrda.
En çok, Ebu Hanife yükselir zamanýnda.)
Bu hadis-i þerifler, onu kastetmektedir.
Onun büyüklüðüne, en kuvvetli senettir.
|