Nefsi, her an kontrol altýnda tutmalýdýr.
Ondan bir lahza bile, gafil olmamalýdýr.
Eðer býrakýlýrsa nefis kendi haline,
Acele dönmek ister, kendi þehvetlerine.
Tenhada da günahtan kaçmalý ki muhakkak,
Her þeyi görüyor ve biliyor cenâb-ý Hak.
Ýnsanlarýn, sadece dýþýný görürüz biz.
Lakin içlerini de görür elbet Rabbimiz.
Buna, kati olarak inanýrsa bir kiþi,
Edepli, düzgün olur her niyeti ve iþi.
Zaten inanmayanýn, imaný yok demektir.
Ýnanarak isyan da, ne büyük bir cürettir.
Zira cenâb-ý Allah buyurur ki: (Ey insan!
Bilmiyor musun, seni, görüyorum her zaman.)
Biri, Resulullaha dedi: (Çoktur günahým.
Þimdi tövbe edersem, affeder mi Allah’ým?)
(Affeder) buyurunca, dedi: (Ya Resulallah!
Ben onlarý iþlerken, görüyor muydu Allah?)
(Görüyordu) deyince, bir (Eyvaah!) dedi o an.
Ve yýkýlýp can verdi, budur hayâ ve iman.
Hadiste buyurdu ki yine Peygamberimiz:
(Allah’ý görür gibi ibadet eyleyiniz.
Siz görmüyorsanýz da, görmektedir O sizi.
Sizden iyi biliyor, O sizin içinizi.)
Allah’ýn gördüðüne inanan bir Müslüman,
Asla yapabilir mi Ona günah ve isyan?
Büyüklerden birisi, talebesi içinden,
Birini, daha fazla severdi cümlesinden.
Diðer talebeleri, buna üzülürlerdi.
(Niçin onu daha çok seviyor ki?) derlerdi.
Üstadlarý, onlarýn böyle düþündüðünü,
Anlayýp, herbirine bir kuþ verdi bir günü.
Dedi ki: (Bu kuþlarý, alýn þimdi hepiniz.
Kimsenin görmediði yerde kesip geliniz.)
Gidip, tenha bir yerde kesip geldi herbiri.
Lakin o, hiç kesmeden getirdi kuþu geri.
Hemen sual etti ki hoca o talebeye:
(Sen ne için kesmeden alýp geldin geriye?)
Dedi ki: (Bulamadým öyle tenha bir yeri.
Zira cenâb-ý Allah, görüyor her yerleri.)
Diðer talebeleri duyunca bunu ondan,
Onun üstünlüðünü anladýlar o zaman.
Cüneyd-i Baðdadi'ye, bir genç gelip bir ara,
Dedi: (Çok bakýyorum kadýnlara, kýzlara.
Hiç koruyamýyorum gözümü namahremden.
Ne ile kurtulurum acaba ben bu halden?)
Buyurdu: (Sen onlarý görmenden daha fazla,
Düþün ki, seni her an görüyor Hak teâlâ.)
|