O hazret-i Hasan ki, bizim göz bebeðimiz,
Bizi, þefaatine kavuþtursun Rabbimiz.
Aliyyül Mürteza’nýn ilk ve büyük oðludur.
Ve Resul-i ziþânýn mübarek torunudur.
Ramazan-ý þerifte tevellüd ettiðinde,
Dedesi, kucaðýna aldý onu ilk günde.
Kendi terbiyesiyle yetiþtirdi, öðretti.
Bu, çok az kimselere nasib olan devletti.
Bir gün hazret-i Hasan, hazret-i Hüseyin’le,
Güreþ tutuyorlardý çocukluk günlerinde.
Resulullah Hasan’ý teþvik buyuruyordu.
Fatýma merak edip, Resule bunu sordu.
Dedi ki: (Babacýðým, Hasan’ý tutarsýnýz.
Acaba sebep ne ki böyle davranýrsýnýz?
Halbuki Hasan büyük, Hüseyin küçüktür pek.
Daha uygun olmaz mý küçüðe yardým etmek?)
Buyurdu ki: (Ey kýzým, doðrudur bu dediðin.
Ve lakin Cebrail'den yardým görür Hüseyin.)
Ebu Hüreyre der ki: (Nerde görsem Hasan’ý,
Gözlerim yaþla dolar, hatýrlarým þu aný:
Þöyle ki, o, ufacýk bir masumdu, tertemiz.
Kucaðýna alýrdý onu Peygamberimiz.
Bakardým küçük Hasan, minnacýk elleriyle,
Oynardý dedesinin nurlu sakallarýyle.
Öyle çok benzerdi ki yüzü Resulullaha,
Onun gibi benzeyen bir kimse yoktu daha.)
Ebu Bekr-i Sýddýk da, bir gün yolda giderken,
Gördü küçük Hasan’ý oturmuþ oynar iken.
Omuzlarýna alýp, babasýna döndü ve,
Dedi: (Bu, senden fazla benziyor o Servere.)
Yine hazret-i Hasan ve Abdullah bin Zübeyr,
Bir yolculuk anýnda biraz mola verdiler.
Büyükçe bir hurmalýk vardý yakýnlarýnda.
Oturup dinlendiler, aðaçlarýn altýnda.
Ve lakin hayli kurak, verimsizdi o yerler.
Hurma aðaçlarýnda meyveden yoktu eser.
Ýbni Zübeyr, Hasan'a eyledi ki þöyle arz:
(Keþke þu aðaçlarda olsaydý hurma biraz.)
Derhal hazret-i Hasan, dua etti içinden:
(Ya Rabbi, hurma bitir aðaçlarýn birinden.)
O anda yeþillenip, hurma verdi birisi.
Zira kabul olmuþtu, onun bu temennisi.
Kureyþ’ten bir kimse de, olanlarý görünce,
(Bu, sihirdir) diyerek, çok hayret bildirince,
Buyurdu ki: (Bu olan, sihir deðil, keramet.
Resulün torununun duasýdýr bu elbet.)
Yirmi kere hac yaptý, hepsinde yürüyerek.
Evlatlarý vardý hem, sekiz kýz, onbeþ erkek.
Soyundan gelenlere, (Þerif) denir her zaman.
Bizi, þefaatine kavuþtursun Yaradan.
|