Medineli Eshabdan, muhterem bir sahabi.
(Gasil-ül melaike) lakabýnýn sahibi.
Resulullah, Ýslam’ý teblið ettiði zaman,
Hiç tereddüt etmeden, severek etti iman.
Ne zaman ki yapýldý Bedir muharebesi,
Henüz genç ve bekardý o günlerde kendisi.
Lakin bir müddet sonra, Abdullah bin Übey’in,
Kýzý Cemile ile nikahý oldu bir gün.
Bir hafta sonra dahi, olacaktý düðünü.
Hem de Uhud savaþý vardý ertesi günü.
Nihayet düðün olup, gerdeðe girdiðinde,
Bambaþka bir heyecan vardý onun içinde.
O, yarýn yapýlacak cengi düþünüyordu.
Büyük sabýrsýzlýkla yarýný bekliyordu.
Hele þehid olursa, ne büyük saadetti.
O, gerdek gecesinde hep bunu hayal etti.
Sabahleyin kapýldý birden bir endiþeye.
Ya savaþa vaktinde yetiþemezsem! diye.
Kýlýcýný kaparak, acele çýktý evden.
Ve lakin gusletmeyi unuttu aceleden.
Resulullah saflarý düzelttiði zamanda,
O da koþup, süratle safa girdi son anda.
Gönlünde þehid olmak arzusu yatýyordu.
Bu arzusu, gitgide daha da artýyordu.
Müþriklerin ordusu bozuldu çok geçmeden.
Hep birden kaçýþmaya baþladýlar bu cenkten.
O sýrada küffârdan Þeddad bin Esved adlý,
Bir kâfir, Hanzala’yý sýrtýndan mýzrakladý.
Kanlarý fýþkýrýrken o mýzraðýn yerinden,
Ýkinci mýzraðýný sapladý yine birden.
Bu ikinci darbeyle, yýkýlýp düþtü yere.
Þehadet þerbetini içmiþ oldu bu kere.
Allah’ýn Sevgilisi, bu cengin sonrasýnda,
Buyurdu ki: (Ben bugün, yerle gök arasýnda,
Hanzala'yý gördüm ki, etrafýnda melekler,
Onu, Cennet suyuyla yýkayýp gaslederler.)
Sahabeden biri de, dedi: (Gördüm ben dahi.
Hanzala'nýn baþýndan su damlardý Vallahi.)
Resul'ün emri ile, zevcesi Cemile’ye,
Soruldu hadisenin hikmeti nedir? diye.
Dedi: (Düðün gecesi, o, baþka âlemdeydi.
Ertesi gün olacak cengin hevesindeydi.
Harbe yetiþemezsem halim ne olur? diye,
sabahleyin erkenden düþtü bir endiþeye.
Ýþte bu heyecanla geçirdi o geceyi.
Acele evden çýkýp, unuttu gusletmeyi.)
Böyle yüksek idiler iþte eshab-ý kiram.
Onlarýn gayretiyle, ulaþtý bize Ýslam.
|