Ümmü Hýram vardýr ki, haným sahabilerden,
Kýbrýs’ta bulunuyor, mübarek kabri de hem.
(Hala Sultan) olarak bilinen bu haným zat,
Süt teyzesi olurdu Resulullahýn bizzat.
Medine'de bir evi vardý ki bu hatunun,
Sýk sýk ziyaretine giderdi Resul bunun.
O da, Resulullaha ederdi ikram, izzet.
Bu yüzden kendisine nasip oldu çok hizmet.
Yine bir gün, o Server bu haneye varmýþtý.
Orada az uyuyup, gülerek uyanmýþtý.
Sordu: (Ya Resulallah, uyudunuz yatýnca.
Hikmeti ne idi ki güldünüz uyanýnca?)
Buyurdu: (Ümmetimi gördüm ki ben deminden,
Gemilerle gazaya gidiyorlar denizden.)
Dedi: (Ya Resulallah, ne olur dua eyle.
Ben dahi bulunayým o cenkte onlar ile.)
Kýrmadý ricasýný, buyurdu: (Ya ilahi!
O deniz seferinde bulundur bunu dahi.)
Hakikaten hazret-i Osman'ýn emri ile,
Bir sefer düzenlendi, Kýbrýs'a gemi ile.
Eshab, açýlýyordu denize ilk olarak,
Çok sayýda gönüllü etti buna iþtirak.
Ebu Zer, Ebüdderda ve Ümmü Hiram gibi,
Katýldý bu sefere birkaç büyük sahabi.
Ümmü Hiram, o zaman seksenaltý yaþýnda ,
Þehid olmak isterdi, bu deniz savaþýnda.
Vardý Ýslam ordusu Kýbrýs sahillerine.
Þöyle teklif ettiler o Rum kâfirlerine:
(Ya imana geliniz veya cizye veriniz.
Yoksa savaþacaðýz, bunu böyle biliniz.)
Rumlar, ilk ikisini reddedince cevaben,
Denizde þiddetli bir cenk baþladý aniden.
Ümmü Hiram çok yaþlý olduðu halde bile,
Savaþtý kýlýç elde þehadet ümidiyle.
Yerinde duramýyor, acele ediyordu,
Bir an önce bu fetih gerçekleþse diyordu.
Onun hali, herkesi düþürürdü hayrete.
Gençler onu gördükçe gelirlerdi gayrete.
Sonra bir çýkarmayla içerlere daldýlar.
Kaçan Rum ordusunu hayli kovaladýlar.
Hazret-i Ümmü Hiram, o gün, kýlýç elinde,
Savaþtý aslan gibi atýnýn üzerinde.
Velakin Larnaka'da, atý tökezleyerek,
Düþtü ve þehid oldu, en son (Allah!) diyerek.
Ümmü Hiram, þimdi de o yerde yatmaktadýr.
Kabrinden, yüzyýllarca nur ve feyz saçmaktadýr.
|