Abdullah bin Ömer’den nakledilir ki: Bizler,
Bir yere gidiyorduk o Resulle beraber.
Yolda bir köylü ile karþýlaþtýk bu defa.
Ona sual etti ki: (Ey köylü ne tarafa?)
(Evime gidiyorum) deyince, sordu hemen:
(Hayýrlý bir iþ yapmak ister misin peki sen?)
Köylü, merak içinde sordu ki: (O iþ nedir?)
Buyurdu: (Allah’a ve bana iman etmendir.
Yani Allah’tan baþka ilah olmadýðýna,
Muhammed'in de Onun Resulü olduðuna,
Þehadet getirip de, eðer iman edersen,
En hayýrlý bir iþi iþlemiþ olursun sen.)
Köylü sual etti ki: (Þahidin var mý buna?)
Buyurdu: (Ebette var, yeter ki inan bana.
Mesela þu ilerde gördüðün aðaç dahi,
Buna þehadet edip, inanýr bizatihi.)
O esnada aðaçtan bir nida geldi bizzat,
Diyordu ki: (Allah’ýn Peygamberidir o zat.)
Köylü þahit olunca bu hale bizatihi,
Þehadeti söyleyip iman etti o dahi.
Çok severdi Resulü hem Abdullah bin Ömer.
Çoðu zaman, Onunla bulunurdu beraber.
Yanýndan bir an bile istemezdi ayrýlmak.
En büyük arzusuydu, hep Onunla bulunmak.
Resulullah, namazý nerede kýlsa idi,
O dahi ayný yerde kýlmak arzu ederdi.
Pek çok hadiselere þahid oldu yanýnda.
Çok hadis-i þerifler dinledi huzurunda.
Hadis-i þerifleri en çok rivayet eden,
Biri de Abdullah bin Ömer’di sahabeden.
Ýbadette, sohbette, Veda Haccýnda bile,
Beraber bulunmuþtu hep Resulullah ile.
Helal, harama ait hadis-i þeriflerden,
Yarýdan fazlasýný, odur rivayet eden.
Resulullahtan sonra, altmýþ yýl, insanlara,
Fetva verip, Ýslam’da hizmet etti ihlasla.
Çok sevdiði bir þeyi, halis niyet ederek,
Ýhtiyacý olana verirdi hem severek.
Çünkü biliyordu ki, âyet-i kerimede,
Þöyle buyurmaktadýr Hak teâlâ bir yerde:
(Beðendiklerinizden çýkarýp vermezseniz,
Ýyiler rütbesine asla eremezsiniz.)
Velhasýl Allah için yapardý her bir iþi.
Yok idi insanlarla hiçbir alýþ veriþi.
|