Amine validemiz, bu nurlu yavrusunu,
Dokuz gün, kendileri emzirdi bizzat Onu.
Sonra Süveybe hatun, Server-i âleme ilk,
Yapmakla þereflendi birkaç gün süt annelik.
Bu hatun, hizmetçisi idi Ebu Leheb’in.
Doðumun müjdesini, bu verdi ona ilkin.
Buna sevindiðinden o gece Ebu Leheb,
Mevlid gecelerinde, azabý hafifler hep.
Zira biri, bir gece, rüyada gördü onu.
Ve sordu kendisinden, ne halde olduðunu.
Dedi: (Kabir azabý çekiyorum, gayet zor.
Lakin yýlda bir defa, bu azap hafifliyor.
Rebiül evvel ayý, tam onikinci gece,
Resulullah doðunca, sevinmiþtim bir nice.
Süveybe, bu müjdeyi verince bana bizzat,
Sevincimden, hemence etmiþtim onu azat.
Ve ona demiþtim ki: Ey Süveybe, haydi git!
Süt annelik yapýver yeðenime bir vakit.
Ýþte, bu anlattýðým iki husustan sebep,
Mevlid gecelerinde, azabým hafifler hep.
Ve iki parmaðýmýn arasýndan, serince,
Su çýkar, onu emip ferahlarým bir nice.)
O zamanlar, Mekke’de var idi ki bir âdet,
Bu beldede bir çocuk dünyaya gelse þayet,
Beslemek gayesiyle bu yeni bebekleri,
Hemen bir süt anneye verirlerdi ekseri.
Çok sýcak olduðundan havasý bu beldenin,
Zordu geliþmeleri burada bebeklerin.
Bu yüzden, temiz hava ve suyu tatlý olan,
Yaylalarda, çocuklar beslenirdi bir zaman.
Civar köy hatunlarý, her yýl âdet olarak,
Mekke’den, yeni doðan bebekleri alarak,
Büyütüp beslerlerdi yanlarýnda bir miktar.
Bundan edinirlerdi çok maddi menfaatlar.
Hem o zaman Kureyþ’te, kýtlýk vuku bulmuþtu.
Anneler, çocuklarý emziremez olmuþtu.
Hatta ot ve aðaçlar, kurumuþ idi hepten.
Çok müþkil durumdaydý insanlar bu sebepten.
Beni Sa’d kabilesi vardý ki o zamanlar,
Diðer kabilelerden üstündü bu insanlar.
Þerefte, cömertlikte, mertlik ve tevazuda,
Meþhurdu bu kabile böyle bir çok mevzuda.
Kureyþ kabilesinin ileri gelenleri,
Öncelikle bunlara verirdi bebekleri.
Bu köyün insanlarý böyle ise de, fakat,
Kuraklýk, orada da olmuþtu büyük afat.
Bu kabileden olan (Halime hatun) dahi,
Þöyle anlatmaktadýr halini bizatihi:
(Ben o sene, kýrlarda gezerek ot yiyordum.
Bunu bulduðum için, yine þükrediyordum.
Zira bazen ot bile bulmak zor oluyordu.
Ýþte ben, bu haldeyken, bir de çocuðum oldu.
Bir yandan böyle açlýk, diðer yandan bu bebek,
Dayanýlmaz bir hale varýyordu giderek.
Yine de boyun eðdim Rabbimin takdirine.
Hiç þikayet etmeyip, þükrederdim hep yine.) |