Ýlk vahiy geldiyse de Hira’da kendisine,
Daha sonra kesilip, hiç gelmedi üç sene.
Bu arada Ýsrafil adýndaki bir melek,
Bazý þeyler öðretti Ona bazan gelerek.
Üç senenin sonunda, bir gün Hira daðýndan,
Ýnerken ses iþitti gökyüzü tarafýndan.
Yukarý baktýðýnda Cibril’i gördü yine.
Oturmuþtu nurani bir kürsü üzerine.
Korkuya kapýlarak, evine vasýl oldu.
Ve (Beni bir þey ile örtün!) diye buyurdu.
O zaman Hak teâlâ, Müddessir suresinden,
Bir kaç âyet gönderip, buyurdu ki mealen:
(Ey örtüye bürünen Peygamber, bu vahiyle,
Kalk da korkut kavmini Allah’ýn azabiyle.
Ýman etmezler ise, kendilerine de ki:
Azaba uðrarsýnýz bu yüzden elbette ki.)
Bu emir gelir gelmez Allah’ýn Habibine,
Baþladý insanlarý Ýslam’a davetine.
Cibril aleyhisselam, vahiy getirdiði an,
Bir insan suretinde gelirdi çoðu zaman.
Sahabe’den vardý ki (Dýhye) nam güzel bir zat,
O zatýn suretinde gelirdi hem de bizzat.
Bazan ilka ederdi, görünmeden kalbine.
Bazan da rüya ile söylerdi Ona yine.
Bazan da, dehþet saçan uðultuyla gelirdi.
Vahyin en aðýrý da, böyle gelenler idi.
Allah’ýn Habibinin, o vahiy geldiði an,
Terler dökülür idi, o mübarek alnýndan.
Vahyin aðýrlýðýndan, deve yere çökerdi.
Gören sahabiler de, bunu hissederlerdi.
Ýlk vahyin gelmesiyle, teblið vazifesine,
Baþlayýp, bu tebliði sürdü yirmiüç sene.
Peygamber efendimiz, ümmî idi esasen.
Yani ders görmemiþti ömründe hiç kimseden.
Hiç kitap okumamýþ, bir yazý yazmamýþtý.
O, Mekke’de doðmuþ ve orada yaþamýþtý.
Böyle olduðu halde, Tevrat’ta ve Ýncil’de,
Hatta Yunan ve Roma devirleri içinde,
Yazýlmýþ kitaplarda bulunan bilgilerden,
Haber verdi hem dahi geçmiþ hadiselerden.
Rum, Ýran, Habeþistan hükümdarlarýna da,
Mektup yazýp gönderdi, dini teblið babýnda.
Sair sultanlara da, mektuplar göndermiþti.
Huzuruna, altmýþtan fazla elçi gelmiþti.
Bu babta, Rabbimiz de, Kitabýnda esasen,
Þöyle buyurmaktadýr bir âyette mealen:
(Sen bu Kur’an-ý kerim gelmeden daha ilkin,
Bir kitap okumamýþ, yazý yazmamýþ idin.
Okur yazar bir kimse olsa idin sen eðer,
Baþkasýndan öðrendin derler idi kâfirler.)
Yine Necm suresinde buyurur ki mealen:
(O, hiçbir þey konuþmaz asla kendiliðinden.
Onun bütün sözleri, elbet vahiy iledir.
Ona, her yapacaðý, vahiyle bildirilir.)
|