Cibril aleyhisselam Resule geldiðinde,
O, uzanmýþ uyurdu bir hasýr üzerinde.
Hiç kýyamadýðýndan dürtüp uyandýrmaya,
Ayaðýnýn altýný öpüverdi o ara.
Bulunmadýðý için meleklerde kalb ve kan,
Onlarýn a’zalarý soðuk olur her zaman.
Hazret-i Cibril’in de, o soðuk dudaklarý,
Uyandýrdý bir anda Resul-i kibriyayý.
Cebrail’i tanýyýp, birden meraklanarak,
Ona, þöyle buyurdu Rabbinden çok korkarak:
(Vakitsiz niçin geldin ey Cebrail kardeþim?
Yoksa, Rabbime karþý bir hata mý iþledim?
Acep gücendirdim mi Rabbimi bir þey ile?
Bana, acý haber mi getirdin gece ile?)
Duyunca bu sözleri Cibril Resulullahtan,
Dedi: (Müjde getirdim sana Hak teâlâdan.
Ey bütün mahlukatýn en üstün, en iyisi!
Ey yüce Yaradan’ýn Habibi, Sevgilisi!
Ýyilikler menbaý, üstünlükler kaynaðý,
Bütün Peygamberlerin medar-ý iftiharý,
Ey þerefli Peygamber, Rabbin selam ediyor.
En büyük nimetleri, sana ihsan ediyor.
Seni davet ediyor kendisine, lütfen kalk!
Haydi buyur gidelim, dýþarda hazýr burak.)
Peygamber efendimiz, kalkýp abdest aldýlar.
Hazret-i Cibril ile, Beytullaha vardýlar.
Cibril, yardý Resulün göðsünü bilvesile.
Ve kalbini çýkarýp, yýkadý zemzem ile.
Hikmet ve iman dolu bir tas alýp, tamamen,
Ýçine boþaltarak kapattý yine hemen.
Sonra koydu baþýna, nurdan bir imameyi.
Giydirdi üzerine nurdan bir de cameyi.
Taktý yakut bir kemer hem mübarek beline.
Zümrütten bir asa’yý verdi sonra eline.
Mübarek ayaðýna sonra da o Habibin,
Yeþil renkli zümrütten giydirdi bir de nalin.
Ve beyaz bir hayvaný göstererek bu sefer,
Dedi: (Buna binin ki, melekler sizi bekler.)
Allah’ýn Sevgilisi, (Peki) deyip o zaman,
Gördü yaný baþýnda çok sevimli bir hayvan.
Tam binecek idi ki, vazgeçip durdu birden,
Baktý, yaþlar akýyor hayvanýn gözlerinden.
Onun bu ahvalini ederek hayli merak,
Buyurdu ki: (Ne için aðlýyorsun ey burak?)
Dedi: (Ya Resulallah, zat-ý þerifinize,
Hizmet nasib olacak, hamd olsun Rabbimize.
Lakin kýyamet günü, binmezsen bana eðer,
Ne olur benim halim, buna oldum mükedder.
Ýsterim, o gün dahi beni tercih edesin.
O gün de, benden gayri hayvana binmeyesin.)
Baktý, gayet üzgün ve mahzun idi o hali.
Onun bu sözlerinden, duygulandý bir hayli.
Buyurdu ki: (Ey burak, üzülme, ol müsterih.
Kýyamet gününde de ederim seni tercih.)
|