Alýnan esirleri, Resulullah hemence,
Pay etti Eshabýna, Medine’ye dönünce.
Yine emir verdi ki, Eshaba daha sonra,
Ýyi muamelede bulunsunlar onlara.
Esirler hakkýnda bir, vahiy olmadýðýndan,
Ýstiþare eyledi, Eshabiyle o zaman.
Müþavere sonunda, verdi ki þöyle karar:
Fidye karþýlýðýnda, onlarý býrakalar.
Mal varlýðýna göre, sonra her bir esirin,
Verecekleri fidye, oldu tesbit ve tayin.
Lakin malý, parasý olmayan esir varsa,
Fakat o, okumayý, yazmayý biliyorsa,
On kiþiye, okuma yazma öðretecekti.
Böylece serbest olup, kurtulabilecekti.
Esirler arasýnda ve lakin o Resulün,
Amcasý Abbas dahi, bulunuyordu o gün.
Buyurdu ki: (Ya Abbas, kendin ile Ukayl'in,
Fidyesini öde ki, iyidir senin halin.)
Dedi: (Ya Resulallah, ben müminim bir kere.
Kureyþ, beni zor ile getirdiler Bedir'e.)
Buyurdu: (Allah bilir iman eylediðini.
Doðruysa, Hak teâlâ, verir onun ecrini.
Ve lakin görünüþte, aleyhimizdesin sen.
Kurtuluþ fidyesini, vermelisin bu yüzden.)
Dedi: (Ya Resulallah, hiç malým yok ki benim.
Ýstediðin fidyeyi, ben nereden vereyim?
Evet, sekizyüz dirhem, elimde vardý yalnýz.
Ganimet malý diye, onu da siz aldýnýz.)
Buyurdu ki: (Ya Abbas, bana böyle diyorsun.
Peki o altýnlarý, niçin söylemiyorsun?)
Abbas hayret içinde, dedi: (Hangi altýnlar?)
Peygamber efendimiz, buyurdular ki tekrar:
(Hani sen ayrýlýrken, Mekke'den Bedir için,
Hanýmýn Ümmül Fadl'a, onlarý vermiþ idin.
O zaman yanýnýzda, kimse yoktu odada.
Altýnlarý verirken, dedin ki o arada:
Bu seferde, baþýma ne gelecek, bilemem.
Bir felaket olur da, geriye dönemezsem,
Þu kadarý senindir, þu kadarý da Fadl'ýn.
Bunlar da Ubeydullah, Kusem ve Abdullah'ýn.
Ýþte ona verdiðin, o altýnlar ne oldu?)
Diye sual edince, Abbas'ýn rengi soldu.
Dedi ki: (Ya Muhammed, yemin ederim ki ben,
O gün o altýnlarý, hanýmýma verirken,
Yanýmýzda hiç kimse, yok idi asla o gün.
Sen, bunlarý nereden ve nasýl biliyorsun?)
(Hak teâlâ bildirdi) deyince Resulullah,
Dedi ki: (Öyle ise, hak Peygambersin vallah.
Þehadet ederim ki, Allah’ýn Resulüsün.)
Ve þehadet getirip, Müslüman oldu o gün.
Resulullah, Mekke'de vazife verdi ona.
Göz kulak olacaktý, müminlere orada.
Hem de olup biteni, hemen öðrenecekti.
Ondan, Resulullahý haberdar edecekti.
|