Peygamber efendimiz, son nefesinde bile,
Ümmetini düþündü büyük merhametiyle.
O zaman Hak teâlâ buyurdu: (Ey Habibim!
Ümmetine þefkati, kalbine getiren kim?)
Buyurdu ki: (Sen verdin elbette bu þefkati.
Ýsterim, görmesinler ahiret meþakkati.)
Buyurdu: (Bana býrak onlarý ey Habibim!
Senden, bin kat fazladýr onlara muhabbetim.)
Peygamber efendimiz, müsterih oldu o an.
Ümmeti hususunda kurtuldu bu tasadan.
Melek-ül mevte bakýp buyurdu ki nihayet:
(Yakýn gel ey Azrail, vazifeni icra et.)
Okuyup daha sonra kelime-i tevhidi,
Peþinden, (Ey Allah’ým, refik-i a’la!) dedi.
Melet-ül mevt, Resulün izni, müsaadesiyle,
Mübarek ruhlarýný baþladý kabzetmeye.
Resulün benzi bazen kýrmýzý oluyordu.
Bir müddet öyle kalýp, sonra sararýyordu.
Buyurdu: (Ümmetimin ruhlarýný da acep,
Böyle çok þiddetli ve zorla mý alýrsýn hep?)
Dedi: (Ya Resulallah, sayýsýz canlar aldým.
Hiç kimsenin ruhunu, böyle kolay almadým.)
Buyurdu: (Ümmetime yapacaðýn þiddeti,
Bana yap ki, onlarýn azdýr mukavemeti.)
Kelime-i tevhidi okuyup sonra yine,
Yükseldi temiz ruhu, a’la-yý illiyyine.
Cibril aleyhisselam, Sevgili Peygambere,
Veda edip giderken þöyle dedi son kere:
(Esselamü aleyküm ey Allah’ýn Habibi!
Sendin benim dünyada tek maksadým tabii.
Sen, madem ki dünyadan gidiyorsun Allah’a,
Ben dahi yeryüzüne gelmem artýk bir daha.)
Vakta ki ahirete göç eyledi o Server,
Aðlamaya baþladý ehl-i beyt ve zevceler.
O esnada, bir nida iþitildi gaibten:
Ehl-i beyti Resule bir selam verdi hemen.
Ve dedi: (Biliniz ki, her canlý ölecektir.
Sabredin, bunun ecri size verilecektir.)
Sonra teselli edip, dedi ki: (Ey ehl-i beyt!
Bir musibet gelince sabretmek lazým elbet.
Allahü teâlânýn fadlýna güveniniz.
Bu bela karþýsýnda feryat eylemeyiniz.
Zira sabredilmezse bir bela geldiðinde,
Ecrine kavuþulmaz, yarýn mahþer yerinde.
Asýl þu kimsedir ki, musibete uðrayan,
Belaya sabretmeyip, mahrum kalýr sevaptan.)
Ehl-i beyt, gayet açýk iþittiler bu sesi.
Ve onun selamýna cevap verdi cümlesi.
(Hazret-i Hýzýr) idi onlara nida eden.
Böylece Resulullah ayrýldý bu âlemden.
|