Peygamber efendimiz mütevazý idi pek.
Kendi hizmetçisiyle oturup yerdi yemek.
Pazardan öte beri alarak kendi yine,
Torba içine koyup, götürürdü evine.
Her kimle karþýlaþsa Resul aleyhisselam,
Ondan önce davranýp, verirdi kendi selam.
Hayvanýna ot verir, baðlardý devesini.
Koyununu saðar ve süpürürdü evini.
Kölenin efendiyle, beyazýn da siyahla.
Resulullah indinde bir farký yoktu asla.
Her kim olursa olsun, yemeðe etse davet,
Ayýrým yapmaksýzýn, ederdi hep icabet.
Severdi her insana iyilik eylemeyi.
Herkes ile, her zaman geçinirdi hep iyi.
Hep güler yüzlü idi Resul aleyhisselam.
Ve lakin hiç gülmezdi söylerken kendi kelam.
Daima üzüntülü görünse de o Server,
Ve lakin çatýk kaþlý deðildi hiç bir sefer.
Gayet heybetli idi, yine Fahr-i kâinat.
Korku hasýl etse de, kaba deðildi fakat.
Yine O, cömert olup, yapýyordu çok ihsan.
Ama israf edici deðildi hiç bir zaman.
Daim mübarek baþý, önüne eðikti az.
Lakin ihtiyacýný kimseye etmezdi arz.
Enes bin Malik der ki: Hamd olsun ki Allah'a,
On sene hizmet ettim her gün Resulullaha.
Bana, bu on senede, bir defa üf demedi.
(Bunu niçin yapmadýn?) diye hitab etmedi.
En güzel huylusuydu insanlarýn O zira.
Beni, bir gün bir yere göndermiþti bir ara.
(Vallahi gitmem!) dedim, gidecektim ve lakin.
Dýþarý çýktým hemen, emrini yapmak için.
Çocuklar o sokakta oynuyordu o zaman.
Yanlarýndan geçerken, arkama baktým bir an.
Gördüm ki, Resulullah arkadan geliyordu.
Ve hatta bana bakýp, tebessüm ediyordu.
Buyurdu ki: (Ya Enes, hemen gidiyor musun?)
Dedim: (Evet, yoluna þu caným feda olsun.)
Ebu Hüreyre der ki: Bir harpte, kâfirlere,
Beddua etmesini söyledik o Servere.
Cevaben buyurdu ki o Hatem-i enbiya:
(Ben lanet etmek için gelmedim bu dünyaya.
Bilakis insanlarýn, hem dünya, hem ahiret,
Saadetleri için gönderildim ben elbet.)
Nitekim buyurur ki Kitabýnda Rabbimiz:
(Seni, rahmet olarak gönderdik âleme biz.)
Yer ve gök, Arþ ve Kürsi, kainatýn cümlesi,
Hep Onun þerefine yaratýlmýþtýr hepsi.
|