Resulullah, Eshabla bir yerde durur iken,
Yanlarýna, develi bir köylü geldi birden.
Ardýndan, kalabalýk bir cemaat geldiler.
O köylüyü, Resule þikayet eylediler.
Dediler: (Ey Allah’ýn Sevgili Peygamberi!
Bu þahýs, gece gelip çalmýþ bizim deveyi.
Þu gördüðünüz deve, bizimdir yani esas.
Geldik ki, hakikati eyleyelim size arz.
Onu, ondan alarak verirsen eðer bize,
Kavuþmuþ olacaðýz, biz kendi devemize.)
Onlara þöyle sual etti ki Efendimiz:
(Var mýdýr bu hususta peki bir þahidiniz?)
(Elbette var) diyerek Allah’ýn Resulüne,
Onlardan bir kaç kiþi, çýktýlar biraz öne.
Resulullah, onlarý tam dinleyecekti ki,
O köylünün durumu, çok dikkatini çekti.
Zira o, bu hususta hiçbir þey demiyordu.
Ve asla kendisini müdafaa etmiyordu.
Duruyordu, baþýný eðivermiþ önüne.
Bir þey mýrýldanýrdý yalnýz kendi kendine.
Resulullah köylüye, sordu: (Sen ne diyorsun?
Ne için sen kendini müdafaa etmiyorsun?
Bak bunlar diyorlar ki: Bizim idi bu deve.
O, çalmak suretiyle geçirmiþ onu ele.
Bu iddia doðruysa, deveyi onlara ver.
Eðer doðru deðilse, bir þeyler söyleyiver.)
Tam edecek idi ki kendisini müdafaa,
Devesi dile geldi ve konuþtu bu defa.
Dedi: (Ya Resulallah, doðruyu edeyim arz.
Ben, bu þahsýn yanýnda dünyaya geldim esas.
Bu zat beni büyütüp, verdi her gün yemimi.
Ben, hep ona hizmetle geçirdim günlerimi.
Yani ben, bu kimsenin devesiyim esasen.
Onlarýn iddiasý, iftiradýr tamamen.
Çünkü bu kimseleri, ben hiç tanýmýyorum.
Nereden ben onlarýn devesi oluyorum?)
Devenin sözleriyle, onlar mahcub oldu pek.
Resulullah o zaman, o köylüye dönerek,
Buyurdu ki: (Ey kiþi, söyle bana hemence.
Baþýný öne eðmiþ, ne diyordun az önce?)
Dedi: (Ya Resulallah, durumu edeyim arz.
Rabbime yalvararak, eyledim dua, niyaz.
Dedim: Ýftira ile karþýlaþtým ya Rabbi!
Ancak sen biliyorsun bu gerçeði tabii.
Yalnýz sen kurtarýrsýn beni bu iftiradan.
Habibin hürmetine, kurtar beni bunlardan)
Resulullah, onlara buyurdu: (Daðýlýnýz!
Zira boþ ve asýlsýz çýktý sizin davanýz.)
Ýftiracý kiþiler, çok mahcup ve periþan,
Olmuþ bir vaziyette, ayrýldýlar oradan.
|