Abdülaziz Dehlevi, bir gün (Öfke) babýnda,
Camide, cemaate þöyle dedi vaazýnda:
Bir gün hükümdar Memun, odasýna gelerek,
Sofraya oturdu ki, bir miktar yesin yemek.
Ve lakin hizmetçisi, çorbayý getirirken,
Elinde olmaksýzýn, ayaðý kaydý birden.
Döküldü sýcak çorba, Sultanýn üzerine.
Hiddetlendi hükümdar, derhal hizmetçisine.
Hatta dövecekti ki kalkýp onu bir yaman,
Akýllý hizmetçisi, vermedi buna meydan.
Dedi ki: Ey efendim, acele etmeyiniz.
Dinin emri üzere, lütfen amel ediniz.
Bakýn, buyuruyor ki Kur'anda Hak teâlâ:
(Takva sahibi kullar, öfkelenmezler asla.)
Teskin oldu hükümdar, onun bu sözlerinden.
Dedi: (Ben de vazgeçtim, sana sinirlenmekten.)
Hizmetçisi dedi ki: Âyetin devamý var:
(Kusuru olanlarý, affeder hemen onlar.)
Onun bu sözü dahi, çok memnun etti onu.
Dedi: (Ben de affettim, senin bu kusurunu.)
Hizmetçi, hükümdara dedi ki en sonunda:
Sultaným, iþ bitmedi, devamý var onun da.
Bakýn buyuruyor ki bu âyette Rabbimiz:
(Ýhsan sahibi olan kullarý çok severiz.)
Bu söz de huzur verdi hükümdarýn içine.
Bir kese altýn alýp, verdi hizmetçisine.
Yine Behaeddin-i Buhari hazretleri,
Çok titiz davranarak, yer idi yemekleri.
Bir yemek piþmiþ ise gadap ve öfke ile,
Anlayýp, yemez idi ondan bir lokma bile.
Bir gün, davet ettiler yemeðe kendisini.
Lakin hiç o yemeðe uzatmadý elini.
Dediler ki: (Efendim, helaldi yemeðimiz.
Merak ettik, acaba ne için yemediniz?)
Buyurdu ki: (Yemekler helaldi hepsi, fakat,
Kýzgýn ve öfkeliydi, yemeði piþiren zat.)
Talebeden biri de, sual etti: (Efendim!
Hallerim iyi deðil, neye dikkat edeyim?)
Buyurdu ki: (Lokmana dikkat eyle her zaman.
Haramdan, tek bir lokma geçmesin boðazýndan.
Hem ayrýca bir yemek, piþer ise gafletle,
Veya hazýrlanýrsa, gadap ve kerahetle,
O yemekten, insana olmaz fayda, bereket.
Zira þeytan ve nefis, karýþýr ona elbet.
Böyle piþen yemekten, yer ise biri eðer,
Ondan hep zuhur eder çirkin, kötü fiiller.
Ve eðer huzur ile, Besmele söyleyerek,
Neþe ve sevgi ile yapýlýrsa bir yemek,
Ondan her kim yer ise, kurtulur çok marazdan.
Lezzet alýr yaptýðý ibadet ve namazdan.)
|