Abdülhakim Arvasi, hal ehli bir büyük zat.
Her gün sevdiklerine ederdi çok nasihat.
Bir gün de buyurdu ki: (Gençlik, büyük nimettir.
Onu, malayaniyle geçirmemek gerektir.
Ýki þeyden dolayý, gözlerden, yaþ yerine,
Kan gelinceye kadar aðlansa, azdýr yine.
Gençlik günleridir ki, bu ikisinden biri,
Zira geçen zamanlar, bir daha gelmez geri.
Öbürü, çok sevdiði dostun ayrýlýðýdýr.
Özellikle üstaddan, hocadan ayrýlýktýr.)
Bir gün de buyurdu ki: Kâbe ilk görülünce,
Yapýlan dua niyaz, kabul olur hemence.
Bunun gibi mümin de, her görüldüðü anda,
Her ne dua edilse, kabul olur anýnda.
Ýþte bu yüzdendir ki, bir mümini eðer biz,
Ne zaman, nerde görsek, önce selam veririz.
Zira selam, en büyük bir dua ve dilektir.
(Allah, sana selamet ihsan etsin) demektir.
O da cevap vererek, bulunur þu duada:
(Selamet ihsan etsin Hak teâlâ sana da)
Bir gün de buyurdu ki: (Bu dünya bir hayaldir.
Yahut da çabuk biten bir rüya ve hülyadýr.
Allah'ýn kudretiyle bu kâinat, an be an,
Var ve yok olmaktadýr, her saniye durmadan.
Yani Allah, dünyayý bir var, bir yok ediyor.
Lakin insanýn gözü, bunu fark edemiyor.
Mesela frekansý elli olan ampuller,
Bir saniye içinde elli kez yanýp söner.
Çok kýsa bir zamanda olduðu içindir ki,
Biz fark edemiyoruz, bu yanýp sönmeleri.
Bunun gibi dünya da, her an var ve yok olur.
Ama bunu, insanlar göremez, gerçek budur.)
Bir gün de buyurdu ki: (Rabbimiz, bir kulunu,
Severse, dinde fakih ve âlim yapar onu.
Daha da çok severse, dine hizmet ettirir.
Böylece kendisine, çok fazla sevap verir.
(Ben) demek, hiç yakýþmaz dine hizmet edene.
Büyüklerin feyzleri, ulaþmaz (Ben) diyene.
Ýslam’a hizmet etmek istiyorsa bir kiþi,
Asla dememelidir, (Ben bilirim bu iþi).
Nefsini, tamamiyle çekmeli ki aradan,
Böylece, kendisine feyz gelsin evliyadan.
Zaten halis Müslüman, beðenmez kendisini.
Tenkit edecek olsa, tenkit eder kendini.
Hiç kimseyi, kendinden aþaðý görmez asla.
Elinden geldiðince, hizmet eder ihlasla. |