Ali bin Þihab var ki, bir Ýslam alimidir.
Söz ve nasihatlarý kalbleri etti tenvir.
Bu zat, her sohbetinde bahsederdi (iman)dan.
Sohbetiyle çok kâfir, ettiler bir bir iman.
Derdi ki: (Ýki türlü kula gelir hidayet.
Kimine ihsan olur, kimine de adalet.
Bir kimse dua edip, dese ki: (Ya ilahi!
Ýman ve hidayete kavuþtur beni dahi.)
Onun, hüsn-ü niyetle yaptýðý bu duayla,
O kulu, hidayete erdirir Hak teâlâ.
Ýnsan, ömrü boyunca istese bunu bir an,
Ölmeden, o kimseye nasib olur bu iman.
Ýþte dua edip de, hidayete kavuþmak,
Adalet-i ilahi sayesindedir ancak.
Bazý kimseler dahi vardýr ki bu dünyada,
Ýmana gelmek için, bulunmaz bir duada.
Tanýtýr Allah ona sevdiði bir kulunu.
Onun vasýtasýyla, kendine çeker onu.
Bu da, Hak teâlânýn ihsanýdýr ki elbet,
Dünyada, yoktur daha bunun gibi bir nimet.)
Bir gün de buyurdu ki: (Bizler çok talihliyiz.
Ehl-i sünnet üzere iman ettik çünkü biz.
Doðru imana ermek, en büyük bir rütbedir.
Bu rütbe, her makam ve mevkiin üstündedir.
Bu rütbenin önüne, eðer mesleðinizi,
Alacak olursanýz, bu, zelil eder sizi.
Eðer sen tabip isen, tek tabip sen deðilsin.
Onbinlerce tabipten, ancak bir tanesisin.
Ama sen, bundan önce, ehl-i sünnet üzere,
Doðru iman sahibi Müslümansýn bir kere.
Sonra, Resulullahý ve Hak dostlarýný, sen,
Candan seviyorsun ki, þeref, budur esasen.
Bu þerefin yanýnda, diðer makam ve mevki,
Gibi þeyler, kýymetten mahrumdur elbetteki.
Vardý Sahabeden de, meslek ehli kiþiler.
Lakin bahis konusu olmazdý böyle iþler.
Onlarda, tek ve ortak bir hususiyet vardý.
O da, Resulullahýn sahabisi olmaktý.
Zira hazret-i Ömer, buyurur ki bu babta:
(Bizler bulduk þerefi, asýl Eshab olmakta.
Eðer Eshab olmanýn üstünde, baþka þeref,
Ararsanýz, çok zelil olursunuz maalesef.)
Çünkü eshabdan olmak, zirvede bir noktadýr.
Daha çýkmak isteyen, aþaðý yuvarlanýr.
Bizler, Resulullahý görmedikse de, fakat,
Ýslam âlimlerini tanýdýk, bu hakikat.
Dünyada, bundan büyük bir nimet yoktur daha.
Bu nimete kavuþan, þükreylesin Allah’a.
Eðer Ýslamiyet’e sarýlýrsa bir insan,
Nimetlerin þükrünü yapmýþ olur o zaman.) |