Dünya çapýnda meþhur o imam-ý Gazali,
Þöyle anlatmaktadýr, son nefesteki hali:
Ölüm, ruhun bedene olan baðlýlýðýnýn,
Sona ermesi olup, vuku bulur ansýzýn.
Ölüm, kulun bir halden bir hale dönmesidir.
Bir evden, baþka eve göç etmesi demektir.
Zira buyuruyor ki Rabbimiz bir âyette:
(Her bir canlý, ölümü tadacaktýr elbette.)
Bir þeyi tatmak ise, hayatla mümkün olur.
Öyleyse kul ölmekle, yok olmaz, hayat bulur.
Ölüm ile, bu hayat sona eriyorsa da,
Baþka hayat baþlýyor bu sefer de mezarda.
Ahirete nazaran, bu dünya bir hayaldir.
Ahiret asýl olup, dünya, gölge gibidir.
Kabir, ahiret ile dünya arasýndadýr.
Ahirete, dünyadan hem daha da yakýndýr.
Ýþte bu yüzdendir ki kabirdeki o hayat,
Daha aþikâr olup, asýldýr ve hakikat.
Herkesin bir eceli, ölüm zamaný vardýr.
O vakit, ne ileri, ne de geri alýnýr.
Bir insanýn, dünyada rýzký biterse eðer,
Eceli gelmiþtir ki, ruhunu teslim eder.
Ve ansýzýn terk edip evladýný, malýný,
Hazret-i Azrail’e teslim eder canýný.
Nerede, ne vakitte ve hangi memlekette,
Öleceði bellidir her insanýn elbette.
Doðuda öleceði takdir olduysa eðer,
O, muhakkak o yere gider ve vefat eder.
Zira anlatýlýr ki, bir zaman melek-ül-mevt,
Süleyman Peygamberi eylemiþti ziyaret.
Bir kimse var idi ki orada olanlardan,
Melek, onun yüzüne dikkatle baktý bir an.
Hazret-i Azrail’in, ona böyle dikkatle,
Bakmasý, çok korkuttu o kimseyi gayetle.
Melek-ül mevt gidince, düþünüp bunu biraz,
Hazret-i Süleyman’a bu iþi eyledi arz.
Dedi: (Ey Nebiyyallah, emredin de rüzgara,
Götürsün beni hemen çok uzak bir diyara.
Zira bugün çok korktum hazret-i Azrail’den.
Çok uzaða gidip de, kurtulayým elinden.)
Süleyman Peygamberin emriyle rüzgar dahi,
Hindistan’a götürdü acele o kimseyi.
Bir miktar zaman geçti, ölüm meleði yine,
Süleyman Peygamberin geldi ziyaretine.
Peygamber sordu ona: (Ey Azrail, ne için,
Yüzüne, dikkatle ve sert baktýn o kiþinin?)
Dedi: (Emir aldým ki, o kimsenin ruhunu,
Hindistan’da alayým, burada gördüm onu.
Sonra emir üzere, o memlekete vardým.
Onu orada görüp, ruhunu teslim aldým.)
|