Muhammed Masum var ki, büyük alim, evliya.
Nasihatlarý ile Ýslam’ý etti ihya.
Bu zat buyuruyor ki: (Düþmandýr bize nefis.
Onun tek arzusuna boyun eðmemeliyiz.
Bu nefs-i emmareyi terbiye etmek için,
Ýslam’a tam uymasý lazým gelir kiþinin.
Bu dinin beðendiði ufak bir iþi yapmak,
Yahut yasak ettiði bir günahtan sakýnmak,
Kendi arzusu ile, yýllarca iþlediði,
Nafile ibadetten hayýrlýdýr ve iyi.
Mesela kim yer ise, bir lokma haram taam,
Yemek adabýna da riayet etmezse tam,
Kýldýðý namazlardan, alamaz manevi tad.
Elbette kendindedir bu kusur ve kabahat.)
Yine bir sohbetinde buyurdu ki: (Ey insan!
Sakýn günah iþleme saadet istiyorsan.
Bir iþ yapacaðýn an, kalbin rahat etmezse,
Yani kalbin sýkýlýr, yahut da çarpar ise,
Sen onu yapma, terk et, o iþte yoktur hayýr.
Kalbin rahat olduðu iþlerde hayýr vardýr.
Açýk bildirilmiþtir helal ve haram þeyler.
Haram ve günahlardan sakýn ve eyle hazer.
Þüpheli bir þey ile eðer karþýlaþýrsan,
Kalbinin üzerine, koy elini o zaman.
Çarpýntý olmaz ise, hayýrdýr, o iþi yap.
Helal þey yapýlýrken, sakin olur çünkü kalb.
Kusurlu ve noksan bil bütün taatlarýný.
Düþün, hiçbir taati tam yapamadýðýný.
Yaptýðý ibadeti beðenirse bir kiþi,
Fasýkýn günahýndan zararlýdýr bu iþi.)
Bir gün de bir talebe, huzuruna gelerek,
Dedi: (Alamýyorum namazdan manevi zevk.
Tasavvuf hallerim de, git gide kaybolmakta.
Bana bir tavsiyeniz olacak mý bu babta?)
Buyurdu ki: (Yediðin lokmalara dikkat et.
Yemek adabýna da, eyle hem de riayet.)
Araþtýrdý talebe yedikleri taamý.
Gördü ki, helal yoldan kazanýlmýþ tamamý.
Gelip arz eyledi ki: (Yediðimiz her yemek,
Helal olup, haram þey karýþmýþ deðildir pek.)
Buyurdu ki: (Evladým, git, az daha araþtýr.
Muhakkak bu hususta baþka bir hata vardýr.)
Nihayet öðrendi ki, o, araþtýrdýðýnda,
Haramdan bir tek odun yakýlmýþ ocaðýnda.
Bu günahtan ötürü, etti tövbe, istiðfar.
O iyi hallerini kazandý yine tekrar.
Buyurdu ki: (Evladým, ye daim helal taam.
Uy namaz kýlarken de tadil-i erkana tam.
Ve mutlaka düþün ki, namaza durduðunda,
Ben, kimin huzurunda duruyorum þu anda?)
|