Seyyid Harun-i Veli, âlim ve veli bir zat.
Tesirli sözleriyle, ederdi çok nasihat.
Bir gün, talebesine buyurdu ki: (Ýnanmak,
En büyük bir rütbedir Hak indinde muhakkak.
Her ne olursa olsun zahirde mesleðiniz,
Onlarý, ön sýraya sakýn geçirmeyiniz.
Halis mümin olmaktan kýymetli, daha üstün,
Bundan daha þerefli bir rütbe var mý bu gün?
Bu rütbeden baþka þey düþünmek, felakettir.
Zira bu, o zirveden aþaðýya düþmektir.
Zira hazret-i Ömer, bir grup eshab ile,
Çýktýlar Medine'den, Þam'a gitmek azmiyle.
Var idi kendisinin, sadece bir devesi.
Gelirdi yaný sýra, Mugire nam kölesi.
Ýkisinin bineði, tek bir deve olunca,
Sýrayla binerlerdi deveye yol boyunca.
Þam’a vasýl olunca kafile en nihayet,
Deveye binmek için, köleye geldi nöbet.
Lakin razý olmadý buna eshab-ý güzin.
Hemen arz ettiler ki: (Ya emir-el müminin!
Her ne kadar bu nöbet gelse de Mugire'ye,
Þam'a gelmiþ bulunduk, siz binseniz deveye.
Zira yaya görünce sizi merak edenler,
Yanýlýp, kölenizi Halife zannederler.)
O zaman buyurdu ki: (Mugire'nindir nöbet.
Deveye ben binersem, nerde kalýr adalet?
Ýþin hakikatini anlayýn siz evvela.
Niçin kurtulmazsýnýz bu evhamdan siz hâlâ?
Ýslam’ýn nuru ile, aydýnlandý kalbimiz.
Resulün ahlakýyla, düzeldi her halimiz.
Verilmiþken bizlere, eshab olmak nimeti,
Deveye binmemizin var mýdýr bir kýymeti?
Ne büyük bir üstünlük, iyi düþünsenize.
Eshab olmak þerefi, kâfi deðil mi bize?)
Bu kýssayý anlatýp, buyurdu: (Böyle, fakat,
Bugün zamanýmýzda, ters dönmüþ bu hakikat.
Kimin malý, parasý çok ise bugün eðer,
Ýnsanlar, hep onlara veriyor kýymet, deðer.
Ama siz, düþünmeyin makam ve mevkileri.
Bunlarýn, gözünüzde olmasýn bir deðeri.
Bize, öyle bir nimet verdi ki Hak teâlâ,
Bir nimet daha yoktur, bundan iyi ve a’la.
Bahþetti bize Allah, yüce Ýslam dinini.
Tanýttý çok sevdiði, Ýslam âlimlerini.
Yine Onun sevdiði cümle velileri de,
Tanýyýp, ruhlarýndan ederiz istifade.
Sonra, bizim þudur ki en büyük talihimiz,
Bize, doðru itikat nasib etti Rabbimiz.
Ebedi Cehennemden, kurtardý bizleri hep.
Bundan daha kýymetli bir nimet var mý acep?)
|