Abdülvehhab-ý Þa’rani, büyük âlim, evliya.
Onun hizmetleriyle din ilmi oldu ihya.
Bu zat buyuruyor ki: (Ýman, bir muma benzer,
Ve cam fener gibidir etrafýnda ameller.
Nasýl çabuk sönerse, mum, feneri olmadan,
Ýman da çabuk söner, ibadet yapýlmadan.
Din, Allah tarafýndan gönderilen bir yoldur.
Ebedi saadeti saðlayan yalnýz odur.
Din diye, insanlarýn uydurduðu ne varsa,
Hepsi de dinsizlik ve kâfirliktir bilhassa.
Hak teâlâ kullara, her bin senede bir,
Bir Peygamberi ile yeni din göndermiþtir.
Her kim iman edip de, yapacaðý her iþi,
Ýslam’a uydurursa, Müslümandýr o kiþi.
Kim de, Ýslamiyet’i, nefsani arzulara,
Uydurmaya kalkarsa, kâfir denir onlara.
Her din, kendinden önce her ne ki din gelmiþtir,
Onlarý nesh eylemiþ, yani deðiþtirmiþtir.
Bizim dinimiz ise, kendinden önce gelen,
Dinleri, kendisinde toplamýþtýr kâmilen.
Hiç deðiþmeyecektir kýyamet gününe dek.
Hak teâlâ, bu dinden razýdýr þimdi bir tek.
Bu dinde üç þey var ki, ilim, amel ve ihlas.
Bu üçü bulunmazsa, Müslümanlýk olamaz.)
Bir gün de buyurdu ki: (Bu din, ilim dinidir.
Dinini bilmeyenin, imaný gidebilir.
Nasihatlarýn özü, þudur ki en evvela,
Birlikte bulunmaktýr Allah adamlarýyla.
Çünkü bu âlimlerin bildirdikleri gibi,
Ýman edilmedikçe, her þey boþtur tabii.
Dinin bekçisi olan bu büyük âlimlerin,
Yolunda yürüyenler, azaptan olur emin.
Çünkü onlarýn yolu, ehl-i sünnet yoludur.
Saða sola sapmayan, orta ve doðru yoldur.)
|