Ali Galib-i Vasfi, bir büyük mübarek zat.
Bir gün, ölüm hakkýnda þöyle etti nasihat:
(Kabir, bu yolculuðun, henüz ilk konaðýdýr.
Bu kolay geçer ise, sonu daha kolaydýr.
Eðer zorluk olursa bir insana kabirde,
Daha çok çetin olur ondan sonrakilerde.
Sonraki konaklardan ilki, (Sur) korkusudur.
Öyle þiddetlidir ki, olunmaz hiç tasavvur.
Sonra, mahþer yerinde durdurulur cümle halk.
Günahlarýna göre, herkes olur tere gark.
Güneþ, bir mýzrak boyu yaklaþýr o zamanda.
Bin sene beklenilir o müthiþ izdihamda.
Bu vaktin sonunda da, baþlar (Hesap) ve (Mizan).
Her iþten, ince ince hesap verir her insan.
Burada, korku ile baþlar öne eðilir.
Beklerler, haklarýnda nasýl hüküm verilir?
Sonra, (Sýrat köprüsü) ve altýnda (Cehennem).
Bir an dayanýlmayan ateþ, acý ve elem.
Sýratta, yedi yerde vardýr sual duraðý.
Kul hakkýnda, herkesin çözülür dizi baðý.)
Bir gün de, sohbetinde buyurdu: (Ey insanlar!
Gaflete gelmeyin ki, ani gelen ölüm var.
Allahü teâlânýn razý olduðu gibi,
Yaþarsak, ahirette kazanýrýz tabii.
Neþe ve sýkýntýda, yine halis Müslüman,
Hep Ýslam’a muvafýk yaþamalý her zaman.
Varlýkta ve yoklukta, bir halde olmalýdýr.
Hatta yokluk olunca, rahatlýk duymalýdýr.
Kimsenin ayýbýna hiç bakmayýp ayrýca,
Kendi kusurlarýný görmelidir yalnýzca.
Bir mümini görünce, düþünmeli ki: Benim,
Bunun duasýndadýr belki de saadetim.
Üzerinde, her kimin az hakký varsa þayet,
Onun kölesi gibi etmelidir hareket.
Evliya kiþilerin, öðrenip hallerini,
Onlar gibi olmaya çalýþmalý daimi.
Kimsenin gýybetini yapmamalý katiyen.
Yapaný görünce de, susturmalýdýr hemen.
Her zaman emr-i maruf, hem de nehy-i münkeri,
Yapmayý, kendisine yol ve rehber bilmeli.
Muhammed bin Alyana hazretlerine, bir zat,
Gelerek, kendisine bir sual sordu bizzat.
Dedi ki: (Hak teâlâ, bir kuldan razý mýdýr?
Bunu anlamak için, bir alamet var mýdýr?)
Buyurdu: (O insana, tatlý gelir ibadet.
Günah iþlemek ise, çirkin gelir begayet.
En büyük sermayesi, ömrüdür o kiþinin.
Ahireti kazanmak, mühimdir onun için.)
|