Taha-yý Hakkari, âlim ve evliya zat.
Bir gün, talebesine þöyle etti nasihat:
Eshab, Resulullahtan ettiler bir gün sual:
(Kim, insanlar içinde bulur izzet ve kemal?)
Buyurdu ki: (Ölümü en fazla yâd edendir.
Ve ona hazýrlýkta, acele eyleyendir.)
Sordular ki: (Günahtan etmek için ictinab,
Ne gibi tedbirleri almamýz eder icab?)
Buyurdu: (Çýkarmayýn ölümü yâdýnýzdan.
Zira ecel, süratle geliyor ardýnýzdan.
Bir de, hiç unutmayýn ve bilin ki muhakkak,
Sizin her iþinizi, görüyor cenâb-ý Hak.
Ölüm, Müslümanlara hediyedir, nimettir.
Günahý olanlara, acý bir musibettir.
Hazýrlýklý olursa ölüme bir Müslüman,
Sevinir, ferahlanýr eceli geldiði an.
Ýman ile gidince, hele o ahirete,
Bayramdýr onun için, erer büyük devlete.
Melekül mevt gelerek, söyler ki o mümine:
(Hiç korkma, gidiyorsun Erhamürrahimine.
Cennet seni bekliyor, çok sevin, gülsün yüzün.
Artýk hiç olmayacak sana keder ve hüzün.)
O kiþi, bu hitapla olduðunda müþerref,
Erer büyük devlete, bu, ne büyük bir þeref.)
Bir gün de buyurdu ki: (Ey insanlar, bu dünya,
Fani ve vefasýzdýr, aldanmayýn sakýn ha!
Onun, kim aldanýrsa sahte güzelliðine,
Dünya ve ahirette yazýk eder kendine.
Hem akýllý olmanýn, þudur ki alameti,
Girmez onun kalbine bu dünya muhabbeti.
Her an ahiretini düþünür aklý olan.
Çünkü iyi bilir ki, bu dünya bir imtihan.
Öyle fazla korkar ki Cehennemden, ateþten,
Kaçýnýr titizlikle, günah olan her iþten.
Kýþýn evde sobaya koyarken kömür, odun,
O anda, hatýrýna Cehennem gelir onun.
Her nerede, ne zaman sohbet etse bir ara,
Ölüm ve ahiretten bahseder insanlara.
Ahmak ise, kaptýrýr bu dünyaya gönlünü.
Yaþar gaflet içinde, düþünmez ölümünü.
Zira ahmaklýða da þudur ki bir alamet,
Kalbinde, bu faniye besler sevgi, muhabbet.
Bu dünya önce yoktu, sonra da yok olacak.
Ýki yok arasýnda bir hayattýr bu ancak.
Bir þeyin olacaðý muhakkak ise eðer,
Onu oldu bilmeli, zamanlar çabuk geçer.
Ölüm de, insan için mutlaka gelecektir.
Öyleyse þimdi onu geldi bilmek gerektir.)
|