Rükneddin-i Çeþti ki, büyük velilerdendir.
Söz ve nasihatlarý kalbleri etti tenvir.
Bu zat bir sohbetinde buyurdu: (Kardeþlerim,
Size, iki günahtan haber vermek isterim.
Hem bunlar þirk ve küfre yakýndýr ki o kadar,
Sanki aralarýnda, bulunur ince bir zar.
Biri kibir bunlarýn, sihirdir ötekisi.
Yok, günahlar içinde daha tehlikelisi.
Kibir, öyle büyük bir beladýr ki, mâzallah,
Kibirli olanlara, düþmandýr bizzat Allah.
Eðer ki kibirli ve gururluysa bir kiþi,
Temizler bunu ancak Cehennemin ateþi.)
Derdi ki: (Bir günahý iþlerse bir Müslüman,
Derhal tövbe eyleyip, geçirmesin hiç zaman.
Eðer ki þartlarýna edilirse riayet,
Hak teâlâ o kulu, eder af ve maðfiret.
Öyle üzülmeli ki hem de günah sahibi,
Aðlayýp, yaþ akmalý gözünden ýrmak gibi.
Günahlar, büyük, küçük diye ayrýlýrsa da,
Yine hepsi büyüktür, günah küçük olsa da.
Çünkü günah, Allah’a karþý isyan etmektir.
Bir kulun, Sahibine isyaný ne demektir?
Mümin, her günahýný çok büyültür gözünde.
Asýlmýþ bir dað gibi görür baþý üstünde.
Hatta tek bir kýl ile duruyor onu sanýr.
Ve her an düþebilir olduðuna inanýr.
Münafýk, ehemmiyet vermez hiç günahýna.
Günah büyük olsa da, pek küçük gelir ona.
Burnunun üzerine konmuþ sanki bir sinek.
Elini kaldýrýrsa, hemen uçup gidecek.)
Bir gün, yeni ve temiz elbise giyerekten,
Cuma namazý için, acele çýktý evden.
Bir kadýn da vardý ki o mahallede yine,
Düþmanlýk besliyordu Hakkýn bu velisine.
Çamaþýr yýkamýþtý evde sabah erkenden.
Kirli ve pis sularla doluydu hem de leðen.
Birikmiþ pis sularý, bilerek büyük fýrsat,
Tam kapýnýn önünden geçerken bu büyük zat,
Devirdi o leðeni baþýndan aþaðýya.
Yoktu hiç kendisinde çünkü edep ve hayâ.
Islandý pis sularla o velinin her yeri.
Ve kirlendi tamamen temiz elbiseleri.
Baþýný kaldýrýp da bakmadý (Bu kim?) diye.
Evine gitmek için, hemen döndü geriye.
Hem de, kendi kendine düþündü ki o hatta:
(Demek ki, iþlemiþim ben bir günah ve hata.
Eðer ben etmeseydim Rabbime günah, isyan,
O da, bu hakareti yapmazdý bana þu an.
O halde, ben kendimi düzelteyim) diyerek,
Tövbe istiðfar etti gözyaþlarý dökerek.)
|