Abdülvahid bin Ziyad, büyük âlim, evliya.
Basra'da tahsil görüp, ilim yaydý dünyaya.
Kararmýþ olan kalbler, onunla buldu hayat.
Sekizyüz beþ yýlýnda, Basra’da etti vefat.
Bariz hususiyeti þu idi ki bu zatýn,
Ýlmini, insanlara yayýyordu bihakkýn.
Herhangi bir mesele öðrense idi dinden,
Onu, çevresine de öðretirdi acilen.
Ýnsanlar, her taraftan demeyip uzak yakýn,
Ondan istifadeye gelirdi akýn akýn.
Yorulmadan, yýlmadan vaaz ederdi o halka.
Boþ yere geçirmezdi vaktini bir dakika.
Tebe-i tabiinden idi ki bu büyük zat,
Ýslam’ý yaymak için, uðraþýrdý her saat.
Anlatýr ki: Genç iken, rastladým bir veliye,
Seslendim iki defa, ona (Ey zahid!) diye.
Lakin cevap vermedi, bir daha nida ettim.
Cevap verip dedi ki: (Zahidlik kim, ben kimim.
Asýl zahid odur ki, korkar Hak teâlâdan.
Kaçýnýr titizlikle her günah ve haramdan.
Belalara sabredip, þükreder her nimete.
Kimse ile uðraþmaz, sarýlýr ibadete.
Hep ölümü düþünür, hep ona hazýrlanýr.
Bilir ki, ahirette sonsuz bir azap vardýr.
Cehennemi düþünse, hemen kaçar uykusu.
Aðlatýr devam üzre onu Allah korkusu.
Böyle olan kimsedir zahidliðe müstehak.
Ben, nefsimin esiri bir Müslümaným ancak.)
Onun bu sözlerinden, ettim çok istifade.
Dedim ki: (Söyleyiniz bana daha ziyade.
Mesela insanlarý, Hak’tan uzaklaþtýran,
Hususlarýn baþýnda, ne gelir acep þu an?)
Dedi: (Dünya sevgisi, baþýdýr her günahýn.
Onun muhabbetini, kalbine sokma sakýn.
Bu dünya, vefasýzdýr, aldatýcý, hilekâr.
Aklý olan bir kimse, etmez ona itibar.
Ýkincisi, insanýn nefs-i emmaresidir.
O, Rab’la arasýnda, en büyük perdesidir.
Nefsi, ayak altýna almadýkça bir insan,
Eriþmez o kimseye ilahi feyz ve ihsan.)
Dedim ki: (Ey efendim, söyleyin biraz daha.)
Dedi: (Býrak kullarý, halisen dön Allah’a.
Biri sana yapýnca bir ihsan ve iyilik,
Bir teþekkür etmeyi, düþünürsün ona ilk.
Halbuki insanlara, görünen, görünmeyen,
Her türlü nimetleri, Allah’týr ihsan eden.
Her ne nimet ve ihsan olmuþsa bize vasýl,
Onu, Hak teâlâdýr gönderen bize asýl.
Emanetçi gibidir kullar haddi zatýnda.
Kullardan gelenler de, Ondandýr esasýnda.
Allahü teâlâya þükretmek için ise,
Harfiyen uymalýdýr ne emrettiyse bize.
Bilin ki her bir þeyin, kestirme yolu vardýr.
Cennetin kýsa yolu, Ýslam’a tam uymaktýr.) |