Gönül Sultanları.com >  Evliya Nasihatleri > Ýnsanlarýn en alimi ve cahili > Âlim ve sultandý
Âlim ve sultandý
Selahaddin Eyyubi, meþhur bir kumandandý.
Ömrü, Ýslamiyet’e hizmetle tamamlandý.

Fýkýh âlimi olup, ayrýca bir sultandýr.
Eyyubi devletinin temelini atandýr.

Binyüzotuzyedi’de Tekrit’de doðan bu zat,
Binyüzdoksanüç’te de eyledi Þam’da vefat.

Henüz çocuk çaðýnda, baþladý tahsiline.
Sonra fýkýh ilminin, vakýf oldu hepsine.

Önce fýkýh âlimi, sonra sultan olmuþtur.
Ani ve isabetli kararlarý meþhurdur.

Kuvvetli bir zekaya sahip olan bu kiþi,
Ýstiþare ederdi ehli ile her iþi.

Müþavere sonunda, varýnca bir karara,
Bu varýlan karardan, dönmezdi artýk asla.

Öyle çok severdi ki, âlimlerle sohbeti,
Yok idi ona göre, baþka þeyin kýymeti.

Kitaplarla uðraþmak, ilim mütala etmek,
En çok lezzet aldýðý, sevdiði þeylerdi pek.

Âlimlerden, kitaptan ayrýlsaydý eðer ki,
Ýdama gitmek gibi gelirdi ona sanki.

(Mesut o kimsedir ki, henüz hayatta iken,
Dünya muhabbetini, çýkarmýþtýr kalbinden.)

Bu hadis-i þerife çalýþýrdý uymaya.
O, dünyadan kaçtýkça, akardý ona dünya.

(Bir kimsenin arzusu, ahiret ise, elhak,
Hizmetçi yapar ona, dünyayý cenâb-Hak.)

Bu hadis-i þerifin manasý ve hikmeti,
Bu mübarek sultanda tecelli etti sanki.

Zira kýsa zamanda, Mýsýr’ýn, Suriye’nin,
Sultaný olmuþ idi daha bir çok yerlerin.

Ýslam’a hizmet ile geçti bütün hayatý.
Yaydý hep o yerlere, iman ve itikadý.

Kudüs-ü þerifi de, ederek hayli gayret,
Zabtetti kâfirlerin ellerinden nihayet.

Bunu hazmedemeyen Avrupalý haçlýlar,
Altýyüzbinden fazla bir ordu çýkardýlar.

Selahaddin Eyyubi, sahipken az kuvvete,
Bu büyük orduyu da, uðrattý hezimete.

Sarayda oturup da, eylemedi hiç rahat.
Ýslam’a hizmet için, etti hep harp ve cihad.

Ölüm döþeðinde de, çaðýrýp evladýný,
Þöylece yaptý ona, en son nasihatýný:

(Ey oðlum, nasihatým þudur ki sana þu an:
Allah korkusu ile yaþýyasýn her zaman.

Çünkü her iyiliðin ve her hayrýn kaynaðý,
Allah korkusu ile yaþamaktýr devamlý.

Onun emrine uyup, sakýn ki yasaðýndan,
Sana, muvaffakýyet nasib etsin Yaradan.

Sakýn halka zulmetme, iyilik etmeye bak.
Zira rahmet edene, rahm eder cenâb-ý Hak.

Onlara sert davranma, þefkat eyle ve acý.
Yoksa senden olurlar, mahþer günü davacý.

Onlar, Hak teâlânýn sana emanetidir.
Mütevazý davran hep, yapma hiç gurur, kibir.

Bil ki, kazandýðýmýz þan, þeref ve itibar,
Ýyi iþlerimizden olmuþtur pek aþikâr.

Herkesin hukukuna eyle ki tam riayet,
Kul hakkýndan kurtulmak, çetindir o gün gayet.

Allah, affetse bile sair çok günahlarý,
Helallýk almadýkça, affolmaz kul haklarý.)


Çok mütevazý idi

Selahaddin Eyyubi, bir ömrü müddetince,
Ýslam’a hizmet için gayret etti bir nice.

Ölüm hastalýðýna nihayet yakalandý.
Vefat edeceðini, firasetle anladý.

Sandýktan, kefenini getirterek en evvel,
Mýzraðýnýn ucuna baðlattý onu güzel.

Sonra da, bir tellala vererek onu hemen,
Dedi: Bu kefenimi götür de ben ölmeden,

Sokak sokak gezdirip, baðýr ki: (Ey ahali!
Sultan Selahaddin’in iþte budur son hali.

Kazanmýþken bu kadar itibar, þan ve þöhret,
Dünyadan, bu kefenle gidiyor en nihayet.)


Sultanýn bu emrine, (Peki) deyip o tellal,
O kefeni gezdirip, nida etti bu minval.

Onun son yaptýrdýðý bu manalý hareket,
Dünya maðrurlarýna, oldu bir ders ve ibret.

Son nefesinde dahi, âlimler sohbetini,
Dinledi, hem okunan Kur'an tilavetini.

Binyüzdoksanüç yýlý, Safer yirmiyedi’de,
Bu geçici âlemden göçtü ebediyete.

Onun, vezirleriyle, öyle idi ki hali,
Samimi konuþurdu bir arkadaþ misali.

Herkese de, rýfk ile hareket ettiðinden,
Herkes, her arzusunu söylerdi çekinmeden.

Her hangi bir vatandaþ, gelse idi yanýna,
Sultanla olduðunun, varamazdý farkýna.

Öyle çok mütevazý idi ki çünkü sultan,
En ufak bir korkuya, kapýlmazdý o insan.

Bir arkadaþý ile oturursa o nasýl,
Öyle rahat, korkusuz otururdu velhasýl.

Çünkü o, görmezlikten gelirdi kusurlarý.
Kýzmayýp, hoþ tutar ve kýrmazdý insanlarý.

Asýk suratlý durmaz, tebessüm ederdi hep.
Asla boþ çevirmezdi, her kim ne etse talep.

Çok nazik davranýrdý insanlarýn hepsine.
Bir þey söz verse idi, getirirdi yerine.

Müslüman ve küffârdan, yoktu onu sevmeyen.
Bu yüzden o ölünce, kalmadý üzülmeyen.

O, asla ayýrmazdý tebasýndan kendini.
Elbisesini bile, giyerdi onlar gibi.

Çok mühim iþler ile meþgul olurken bile,
Derhal ilgilenirdi talep sahipleriyle.

Hatta bir gün, küffârla savaþtýklarý bir an,
Bir kadýn, bir derdini edince ona beyan,

Dedi ki: (Bak þu anda, biz savaþ halindeyiz.
Yarýn gel, bu iþini o zaman hallederiz.)

Dedi: (Yarýn gelemem, iþim þimdi hallolsun.
Yapamayacakdýysan, ne için sultan oldun?)

(Peki öyleyse) deyip, iþini halletti tam.
Ve helallýk dileyip, savaþa etti devam.

Bir gün hizmetçisine, (Ilýk su getir) dedi.
O ise önce kaynar, sonra soðuk getirdi.

Yine de hiç kýzmayýp, dedi ki: (Sübhanallah!
Ýstediðimiz suyu içemiyoruz her gah.)

Bir çok hazinelere sahip olduðu halde,
Yaþadý asker gibi, mütevazý ve sade.

Öldüðünde, bir altýn, bir de gümüþ parasý,
Çýktý ki, bundan gayri yoktu malý, eþyasý.

www.gonulsultanlari.com