Kuddusi hazretleri yaþarken Niðde-Bor'da,
Makam sahibi biri, o anda Ýstanbul’da,
Evinde otururken sevdikleri ile hep,
Sordu ki: (Bu zamanýn, velisi kimdir acep?
Onunla bir hususta görüþmek istiyordum.
Zira bir sýkýntým var, çare bulsa diyordum.)
Dediler ki: (Bu kiþi Ahmed-i Kuddusi'dir.
Bu zat, Bor'da yaþar ve zamanýn velisidir.)
Hemen davet ettiler bu zatý Ýstanbul'a.
O dahi bu davetle, ayný gün düþtü yola.
Ýstanbul'a varýnca Kuddusi hazretleri,
Mahalli kýyafetle, gelip girdi içeri.
O makam sahibinin etrafýnda bulunan,
Âlimler, bu mübarek zatý gördükleri an,
Ýltifat etmediler nedense kendisine.
O dahi bir köþede oturdu öylesine.
O sohbet esnasýnda, Kuddusi hazretleri,
Konuþmayýp, sadece dinledi âlimleri.
Sonunda ev sahibi dedi: (Ey üstadýmýz!
Siz dahi bu sohbette, bir þey buyursaydýnýz.)
Buyurdu ki; (Ben yalnýz, dinlemeyi severim.
Konuþmak hususunda sizden hayâ ederim.
Velakin bir vakayý nakledeyim sadece.
Biri, Sarayburnu'nda geziyorken bir gece,
Güzel bir haným gelip, sandala bindi, ama,
Bunun gözü, bir anda takýldý bu hanýma.
Lakin fena cezbetti bu haným kendisini.
Hemen baþka sandalla, takip etti izini.
Vakta ki kadýn çýktý Üsküdar’da sahile,
O da indi peþinden, yetiþmek gayesiyle.
Haným, köþkten içeri atýnca adýmýný,
Görmedi ondan sonra, bu kiþi o kadýný.
Lakin unutamýyor onu hiç bir an bile.
Hatta yanýyor kalbi, onun muhabbetiyle.
Þimdi de, utancýndan kimseye diyemiyor.
Bu derdime bir derman, bir çare bulsam diyor.)
Sözünü bitirince Kuddusi hazretleri,
Ev sahibi, gönderdi diðer misafirleri.
Baþ baþa kalýr kalmaz, bu veliye, o bizzat,
Dedi ki: (Ýþte benim, dediðin o dertli zat.
Benim baþýmdan geçen þeyleri anlattýnýz.
Ve ondan halas edip, beni rahatlattýnýz.
Zira siz, sözünüzü bitirdiðiniz zaman,
O kadýnýn sevgisi, kalbimden çýktý o an.
Sizi, bu maksat ile çaðýrmýþtým evime.
Çok þükür teþrifiniz çare oldu derdime.
Ýyice anladým ki, siz gerçek velisiniz.
Çünkü benim derdimi, sadece siz bildiniz.)
Sonra da bu veliye, bol bol ihsan ederek,
Hürmetle uðurladý, dualar eyleyerek.
|