Yusüf bin Esbat var ki, Allah adamlarýndan,
Çok fazla korkuyordu ahiret azabýndan.
Haramlardan kaçmaya, ederdi fazla gayret.
Gece gündüz Rabbine, ederdi çok ibadet.
Nefsi arzularýný, getirmezdi yerine.
Hiç iltifat etmezdi dünya lezzetlerine.
Yalnýz iki gömlekle geçirmiþti ömrünü.
Birini yýkasaydý, giyerdi öbürünü.
Derdi ki: (Ahiretin sonsuz olan nimeti,
Yanýnda, bu dünyanýn hiç olur mu kýymeti?
Dünya çöplük gibidir, deðmez talep etmeye.
Ýsteyen, derdini de hazýrlansýn çekmeye.)
Birine nasihatte buyurdu: (Kork Allah’tan.
Her günahý ateþ bil, hiç ayrýlma takvadan.
Herkesin tadacaðý, çare bulamadýðý,
Ölüm için, þimdiden iyi yap hazýrlýðý.
Aksi halde üzülür, çok eyvah dersin, fakat,
O gün, sana kimseden eriþmez bir menfaat.)
Bir gün de, nasihatte buyurdu ki: Ey gençler!
Fýrsatý nimet bilin, bu ömür çabuk geçer.
Bir hastalýk gelmeden, nimet bilin sýhhati.
Çok yapýn bu gençlikte ibadet ve taati.
Ýstifade edin ki bugün gençliðinizden,
Zira yarýn, o dahi gidecek elinizden.)
Derdi ki: (Ýyi insan güler yüzlü olur hep.
Süslemiþtir o kulu tevazu, hayâ, edep.
O, arkadaþlarýna asla etmez itiraz.
Ve katiyen kimsenin aybýný araþtýrmaz.
Bir kusur görse bile, derhal kapar gözünü.
Özür dileyenlerin, kabul eder özrünü.
Kendi kusurlarýný, düþünür ince ince.
Bunlarýn affý için, tövbe eder gün gece.
Öyle kaplamýþtýr ki bu günah derdi onu,
Düþünemez gayrinin ayýp ve kusurunu.
O, devamlý bakarak hata ve kusuruna,
Der ki: Nasýl çýkarým ben Hakkýn huzuruna?
Allah korkusu ile aðlar, inler ve titrer.
Ahiret hesabýný, o, kendine dert eder.
Konuþmaktan ziyade, susar o daha fazla.
Sonu piþmanlýk olan iþleri yapmaz asla.
O, her bir a’zasýný, korur günah yapmaktan.
Zira çok korkmaktadýr, Cehennemde yanmaktan.
Rabbinin rýzasýna uygun yapar her iþi.
Çekinir fiyakadan, terk eder gösteriþi.
Aldanmaz bu dünyanýn geçici zevklerine.
Zira müþtak olmuþtur Cennet nimetlerine.
Ölümü, hatýrýndan çýkarmaz hiç bir zaman.
Ebedi yolculuða hazýrlanýr durmadan.
O, dünyada yolcu ve garip kimse gibidir.
Bilir ki dünya fani, ahiret ebedidir.)
|