Gönül Sultanları.com >  Evliya Nasihatleri > Bir kalbde hastalýk varsa eðer > Önce istemediler, ama
Önce istemediler, ama
Bahaddin Zekeriyya, Hak dostu bir evliya,
Söz ve nasihatlarý, kalbleri etti ihya.

Hindistan’da yetiþmiþ Hakk’ýn evliyasýdýr.
Feridüddin Genc Þeker, bu zatýn dayýsýdýr.

Binyüzaltmýþdokuz’da Mültan’da doðan bu zat,
Yüz sene ömür sürüp, orada etti vefat.

Çocuk yaþta baþladý o ilim tahsiline.
Ve Kur'an-ý kerimi geçirdi ezberine.

Kalbi, ilim öðrenmek aþkýyle yanýyordu.
Çalýþýp, tez zamanda büyük bir âlim oldu.

En son Þihabüddin-i Sühreverdi’ye gidip,
Çok istifade etti, sohbetini dinleyip.

O veliden aldýðý feyizlerle nihayet,
Yetiþip, o büyükten aldý mutlak icazet.

Evliyalýk yolunu herkese yaymak için,
Mültan’a tayin etti hocasý onu ilkin.

Lakin halk, istemedi orada kendisini.
Hatta ima ettiler beyhude geldiðini.

(Burada, senin gibi âlimler çok bulunur.
Onun için bu yerde, sana ihtiyaç yoktur.)

Manasýný ifade etmek düþüncesiyle,
Tam dolu bir kase süt gönderdiler biriyle.

Bundaki gizli mana ve bu ince nükteyi,
Yüksek firasetiyle anladý gayet iyi.

O da, buna mukabil, kasenin üzerine,
Büyükçe bir (Gül) koyup, iade etti yine.

Demek istemiþti ki: (Biz de, o âlimlerin,
Gül’ü olmak üzere buraya geldik, bilin.)

Onlar bunu görünce, þaþýrdýlar o saat.
Dediler: (Alelade bir âlim deðil bu zat.)

Mültan’da mevcut olun o âlimlerin hepsi,
Onu büyük bilerek, oldular talebesi.

Bu veli zat, orada hem ilmi yayýyordu,
Hem de halkýn refahý için çalýþýyordu.

Sulama kanallarý, kuyular açtýrarak,
Sulattý tarlalarý, kalmadý bir yer kurak.

Onun gayreti ile, ekildi araziler.
Yemyeþil, Cennet gibi oldu o susuz yerler.

Kendi de zengin idi, çoktu malý, serveti.
Lakin yoktu kalbinde onlarýn muhabbeti.

Daðýttý o serveti, Ýslam’ý yaymak için.
Kalbi, hizmet aþkýyle yanardý için için.

O, bu aþkla yaþadý, bu aþkla etti vefat.
Kullara hizmet için, gayret etti her saat.

Olsaydý talebenin her ne ihtiyaçlarý,
Bizzat þahsi malýndan karþýlardý onlarý.

Mültan’da, kuvvetli bir kýtlýk oldu bir zaman.
Vali yardým istedi bu büyük evliyadan.

Onun vermiþ olduðu çok tahýl ve paralar,
Sayesinde, kýtlýktan görmedi kimse zarar.

Talebeye, lezzetli yemekler hazýrlatýr,
Kendi dahi sofrada olurdu bizzat hazýr.

Yemekte sohbet eder, neþeli yemek yerdi.
Yanýnda olanlara, lokma ikram ederdi.

Bundan, talebeleri hoþlanýrdý pek fazla.
Ona baðlanýrlardý hem daha bir ihlasla.


Niçin þükretmeyeyim?

Kerametler sahibi, bir velisidir Hakk’ýn.
Kullarýn hizmetine çalýþmýþtýr bihakkýn.

Dine hizmet aþkýyle, kalbi hep çarpýyordu.
Bir þeyler yapmak için fýrsatlar arýyordu.

Zengin idi, malýný verdi Ýslam yolunda.
Çünkü mal ve paranýn, sevgisi yoktu onda.

Ne kadar çok idiyse onun malý, serveti,
Çok idi o kadar da, o mallara nefreti.

Bir gün, bir talebeye buyurdu: (Odaya gir.
Beþbin dinar olacak, onlarý bana getir.)

Talebe, o odaya girdi ve döndü geri.
Dedi ki: (Göremedim içerde akçeleri.)

(Elhamdülillah) deyip, dersine etti devam.
Olmadý bu hususta onda hiç üzüntü, gam.

Az sonra o talebe, içeri girdi yine.
Onlarý bulduðunu arz etti kendisine.

O zaman dinarlarý aldý (Peki) diyerek.
Devam etti dersine, bir daha hamd ederek.

Merak etti talebe, dedi ki: (Efendim, siz,
Niçin iki halde de, yine hamd eylediniz?)

Buyurdu ki: (Evladým, niçin hamdetmeyeyim?
Rabbimiz iman vermiþ, dünyalýðý nideyim?

Paranýn varlýðýyla, yokluðu, bu dünyada,
Müsavidir, deðiþmez derviþlerin yanýnda.

Dünya elden çýkýnca, üzüntü duymazlar hiç.
Ele geçirince de, bulmazlar asla sevinç.

Ben dahi birincide, nazar ettim kalbime.
Gördüm ki üzüntü yok, þükreyledim Rabbime.

Ýkinci seferde de, kalbime ettim nazar.
Gördüm ki bir sevinç yok, þükreyledim, o kadar.

Bir kul ki, Allah’ýný seviyorsa eðer çok,
Fark etmez ona göre dünyalýk var veya yok.)

Bu cevap, talebenin sürur verdi gönlüne.
Daha arttý yakini onun büyüklüðüne.

Hazret-i Behaüddin, tevazu sahibiydi.
Kendini üzenlere, sabýr küpü gibiydi.

Hatta o, kendisine kötülük edenlere,
Ýhsan ve ikramlarda bulunurdu çok kere.

Derdi ki: (Hak yolunda yürüyen kimseleri,
Rabbimiz, imtihana tâbi tutar ekseri.

Kullarýn cefasýndan olunca mutazarrýr,
Hiç karþýlýk vermeyip, göstermeli hep sabýr.

Sýrf sabýr kâfi deðil hatta o insanlara,
Ayrýca gül demeti sunmalýdýr onlara.)

Bu Allah adamý da zengindi, malý çoktu.
Bu yüzden bazýlarý, yapardý dedi-kodu.

Mesela derlerdi ki: (Bu nasýl evliyadýr?
Hepimizden daha çok malý ve mülkü vardýr.)

O, bunlarý duyunca, buyurdu: (Ey insanlar!
Hak teâlâ, dünyayý sevmiyor zerre kadar.

Dünyanýn tamamýnýn, olmayýnca kýymeti,
Olur mu bir kýsmýnýn hiçbir ehemmiyeti?

Evet, o dünyalýktan çok var ise de bizde,
Lakin muhabbetleri, hiç yoktur kalbimizde.)

www.gonulsultanlari.com