Ebu Ýshak Ýbrahim, evliyadan bir kiþi.
Ýnsanlara nasihat vermek idi hep iþi.
Edep timsali olup, simasý güzeldi pek.
Herkese, her hususta olmuþtu iyi örnek.
Büyüklerin yoluna girmeden henüz bu zat,
Þöyle bir hadiseyi yaþadý kendi bizzat:
Evliya-yý kiramdan Müslim-i Maðribi’nin,
Geldi ziyaretine, feyizyab olmak için.
Mescide vardýðýnda, oldu tam akþam vakti.
Çok uzun yürümekten, kalmamýþtý takati.
Müezzin, namaz için baþlayýnca kamete,
Müslim-i Maðribi de yürüdü imamete.
O dahi safa girip, imama uydu, fakat,
Kalbine, vesveseler hücum etti o saat.
Þöyle ki, fatiha’yý dinleyip ilk rekatta,
Bazý tecvid hatasý bulmuþtu kýraatta.
Düþündü ki: Ben böyle bilmezdim evliyayý.
Henüz okuyamýyor tecvitle fatihayý.
Buraya gelmek için, aþtým daðlar, tepeler.
Lakin bu zahmetlerim, boþuna gitmiþ meðer.
Yürüdüm bunca zaman uzun mesafeleri.
Bari gece kalýp da, döneyim yarýn geri.
Beðenmedi bu zatý, yapacakken baþa tac,
Görüþmeye bile hiç duymadý bir ihtiyaç.
Ve bir kez oturmadan mübarek sohbetine,
Sabahleyin erkenden, yola çýktý o yine.
Ve lakin çýkar çýkmaz, gördü koca bir aslan.
Korkup geri çekildi, yürüdü baþka yoldan.
Baktý ki o yolda da, daha irileri var.
Korkudan (Ýmdat!) diye baðýrdý bi-ihtiyar.
Müslim-i Maðribi de iþitince bu sesi,
Anlayýp, dýþarýya teþrif etti kendisi.
Bu mübarek veliyi görür görmez hayvanlar,
Suçlu gibi utanýp, hemen toparlandýlar.
Gelip o aslanlarýn, tutup kulaklarýndan,
Azarladý onlarý iþbu yaptýklarýndan.
Buyurdu ki: (Ben size dememiþ miydim, zinhar,
Hiçbir misafirime vermeyin asla zarar!)
O anda, aslanlarýn çok mahcup oldu hali.
Baþ eðip, terk ettiler hemence o mahalli.
O, bu gördüklerine eyledi çok taaccüp.
Hatasýný anlayýp, utandý, oldu mahcup.
Derhal özür dileyip, o halden oldu uzak.
Sonra, kendi kendine dedi: (Ey Ebu Ýshak!
Sen, kim oluyorsun ki, bir evliya kimseye,
Ýtibar etmiyorsun tecvidi bilmez diye.
Yalnýz zahire göre hüküm verilir mi hiç?
Mühim olan kalbdir ki, her þey onda mündemiç.
Hiç isnat edilir mi üstada hata, kusur?
Onlarda hata gören, bulur mu rahat, huzur?
Hem sonra, büyüklerde bir kabahat aramak,
Cümle kabahatlarýn, büyüðüdür muhakkak.
Kim üstadýna karþý, davranýrsa bi-edep,
Hiç muvaffak olamaz, çalýþsa da ruz-ü þeb.
Kim görse üstadýnda, kusurdan zerre bir iz,
Yükselemez bu yolda, kesilir hemen feyiz.
Onlarda kusur gibi görürsen eðer bir hal,
Muhakkak bir hikmeti var diye düþün derhal.
Ýlerlemek istersen, dikkat et sözlerine.
Onun ayak tozunu, sürme yap gözlerine.
Tek bir teveccühünü, bil bulunmaz ganimet.
Çünkü yükselmek için, bu yolda þarttýr himmet.)
O, bunlarý düþünüp, oldu ona tam teslim.
Çalýþýp, himmetiyle oldu büyük bir âlim.
|