Selman-ý Farisi’nin bu dünyaya sevgisi,
Asla olmadýðýndan, eskiydi elbisesi.
Medayin'de valiyken, bir yabancý gelmiþti.
Onu böyle görünce, bir hamal zannetmiþti.
Yanýnda, incir dolu çuvalý göstererek,
(Al þunu taþý!) dedi, hem de emir vererek.
Yüklendi o çuvalý, hiç itiraz etmeden.
Baþladý taþýmaya hiçbir þey söylemeden.
Görenler, o adama dediler: (Sen ne yaptýn?
O, burada validir, herhalde tanýmadýn.)
Adam dedi: (Efendim, affedin bendenizi.
Yabancý olduðumdan tanýmadým hiç sizi.)
Lakin o, çuvalýný indirmedi sýrtýndan.
Götürdü eve kadar o adamýn ardýndan.
Bu zat buyuruyor ki: (Üç þey beni aðlatýr.
Biri, Resulullahýn vefat ayrýlýðýdýr.
Mahþerde halim acep nasýldýr, bilmiyorum.
Bunu bilmediðimden, devamlý aðlýyorum.
Bilmiyorum hesaptan sonra olan halimi.
Cennete mi giderim, yoksa Cehenneme mi?)
Dünyaya zerre kadar raðbet göstermiyordu.
Yoruluncaya kadar ibadet ediyordu.
Birazcýk dinlenince, derdi kendi kendine:
(Dinlendin, yeter artýk, baþla ibadetine.)
Geceleri, evinde ibadet yapardý hep.
Allah ve Resulünden ederdi hayâ, edep.
Öyle dalmýþ idi ki Resulün sevgisine,
Hiç tatlý gelmiyordu baþka þey kendisine.
Kinde kabilesinden bir kýzla evlenmiþti.
Evlendiði hanýmýn hanesine gelmiþti.
Baktý ki duvarlarda türlü ziynet ve süsler.
Dedi: (Ancak Kâbe’ye yakýþýr bu ziynetler.)
Daha sonra gördü ki, evinde çok eþya var.
Hanýmýna sordu ki: (Kimindir bu eþyalar?)
(Bize ait) deyince, dedi: (Yolculuktayýz.
Yolcuya lazým olan kadar olsun malýmýz.)
Sonra kalktý namaza, çok ibadet eyledi.
Aðlayýp, gözyaþýyla Rabbine dua etti.
Bir Cuma günü idi, valiyken Medayin'de,
Hutbe okuyor idi o Cuma minberinde.
Selman-ý Farisi’nin sýrtýndaki hýrkasý,
Eski olup, var idi hem de iki yamasý.
Sonra maaþ verildi beytülmaldan kendine.
Daðýtýrdý hepsini halkýn fakirlerine.
Tavaný bulunmayan bir evde yaþýyordu.
Bir yöne güneþ gelse, gölgeye kaçýyordu.
Bu büyük sahabinin hürmetine ilahi!
Yüksek þefaatine kavuþtur bizi dahi.
|