Bir gün Ebül Hasan-ý Harkani’nin evine,
Kalabalýk bir grup geldi ziyaretine.
Bir hayli uzak yoldan gelmiþ olduklarýndan,
Hepsi bitab düþmüþtü, açlýk ve yorgunluktan.
Lakin Ebül Hasan-ý Harkani’nin evinde,
Yemek için, tek bile ekmek yoktu o günde.
Halbuki misafirler, kalabalýktý hayli.
Hizmetçisi gelerek, arz edince bu hali.
Buyurdu: (Ekmekliðin üstüne bir örtü at.
Altýndan, ekmekleri çýkar al, bakma fakat.)
Hizmetçi (Peki) deyip, ifa etti bu emri.
Baþladý çýkarmaya oradan ekmekleri.
Yüzden fazla misafir vardý ki evlerinde,
Ekmekler, tepe gibi yýðýldý önlerinde.
Hizmetçi de bu iþe þaþýrmýþ olduðundan,
Meraklanýp, örtüyü kaldýrýp baktý bir an.
Lakin söz dinlemeyip, bakýnca o bir defa,
O örtünün altýndan, çýkmadý ekmek daha.
Buyurdu ki: (Sen onu kaldýrmasaydýn eðer,
Tâ kýyamete kadar, çýkardý o ekmekler.)
Vefatý yaklaþýnca, eyledi ki vasiyet:
(Öldüðümde, kabrimi derince kazýn gayet.
Zira yatacaðým yer, üstadým Bayezid'in,
Kabir seviyesinden, daha da olsun derin.)
O kadar fazla idi üstadýna hürmeti.
O gece vefat edip, yapýldý vasiyeti.
Ebül Hasan Harkani, verilince topraða,
Ne hikmetse o gece, çok kar yaðdý oraya.
Ertesi gün insanlar, geldiler ziyarete.
Ve lakin çok þaþýrýp, düþtüler bir hayrete.
Zira hiç mezar taþý yok iken kabirde dün,
Baþýnda, koca bir taþ dururdu ertesi gün.
Sorup araþtýrýrken kimin getirdiðini,
Gördüler bir aslanýn, karda ayak izini.
Hak teâlâ indinde kýymeti büyüktü pek.
Yaydýðý nur ve feyiz, ulaþtý bugüne dek.
Ýnsanlar, akýn akýn gelip ziyaretine,
Dua ederlerdi hep, bu zatýn hürmetine.
Dediler ki: (Dünyada, en kýymetli þey nedir?)
Buyurdu ki: (Allah'ý unutmayan bir kalbdir.)
Kalb kýrmak hakkýnda da, buyurdu ki: (Bir kimse,
Bir gün, akþama kadar kimseyi üzmez ise,
Sanki o kul, o günü, Resulle geçirmiþtir.
O günkü taatinden, alýr sevap ve ecir.
Bir mümini kýrar da, verirse bir ýzdýrap,
O günkü taatinden, kazanmaz hiç bir sevap.
Allah rýzasý için, bir mümin kardeþini,
Ziyaret eder ise, alýr yüz hac ecrini.
Ve hatta bu niyetle, gitse bir ahbabýna,
Kavuþur yüzbin altýn sadaka sevabýna.)
|