O Muhammed Masum ki, alim ve evliyadýr.
Ýmam-ý Rabbani’nin kerim evladýndandýr.
Henüz üç yaþýndayken, (tevhid)den bahsederdi.
Sonra, üç ay içinde Kur'aný ezberledi.
Onbirinde baþladý, o ilim tahsiline.
Yaþý onaltý iken, vakýf oldu hepsine.
Her ilmi, babasýndan okuyup en nihayet,
Bu yaþta, her ilimden aldý mutlak icazet.
Geçmiþ evliyalarýn, bir ömür harcýyarak,
Kazandýðý þeylere, kavuþtu tam olarak.
Birkaç ayýn içinde, öyle yükseldi ki hem,
Onun feyizleriyle nurlandý bütün âlem.
Çýkýnca tasavvufun en yüksek noktasýna,
Babasý, aldý onu hususi odasýna.
Buyurdu ki: (Dünyada, bitti bizim iþimiz.
Þimdi sana verildi, her kemalat ve feyiz.
Dünyadan gitmemizin zamaný yaklaþýyor.
Mahlukat, yüzlerini benden sana dönüyor.
Öyle görüyorum ki, bundan sonra dünyaya,
Senin vasýtan ile yayýlýr nur ve ziya.)
Muhterem babasýndan duyunca bu sözleri,
Kalbi parçalandý ve yaþla doldu gözleri.
Büyük bir üzüntüyle, kendinden geçti hemen.
Konuþacak takati kalmadý kederinden.
Onu böyle görünce, teselli etmek için,
Buyurdu ki: (Üzülme, o günlere var hemin.)
Vakta ki pederleri, eyledi Hakka vuslat,
Babasýnýn yerine, kendisi geçti bizzat.
Ondan almýþ olduðu ilim ve marifeti,
Saçarak, talipleri hak yola davet etti.
Ýnsanlar, akýn akýn ona geliyordu hep.
Ondan yayýlýyordu zira ilim ve edep.
Rüþd’ü ve hidayeti öyle çok yayýldý ki,
Böyle yayýlmamýþtý eski velilerin ki.
Dokuzyüz binden fazla var idi talebesi.
Bu velinin elinde, hak yola girdi hepsi.
Bunlarýn arasýnda, yüzkýrk bin adedi de,
Evliya olmuþlardýr bu velinin elinde.
Yedi bin tanesi de, bu veliler içinden,
Bir kâmil-i mükemmil olmuþlardýr tamamen.
Yani baþkalarýný yetiþtirmek üzere,
Ýcazet-i mutlaka verdi bu velilere.
Onlar da, gittikleri yerlerde çalýþtýlar.
Aldýklarý feyzleri, o yerlere saçtýlar.
Huzuruna gelenler, bir ayda, bir haftada,
Evliya olurlardý, bir nazariyle hatta.
Bunlardan birisi de, (Murad-ý Münzevi)dir,
Ýstanbul’da, üç büyük evliyadan biridir.
|