Evliya-yý kiramdan, büyük âlim, veli zat.
Mektubat kitabýnda eyledi çok nasihat.
Bir yerde buyurdu ki: (Ýtikat ve ameli,
Bozuk kimseler ile, asla görüþmemeli.
Bid’at sahibiyle de, olma ki hem arkadaþ,
Seni de, felakete sürükler yavaþ yavaþ.
Kendisini þeyh diye tanýtýrsa bir kimse,
Lakin hareketleri, dine uygun deðilse,
Hiç ona yakýn olma, yakýnsan ayrýl hemen.
Hatta kaç o kimsenin bulunduðu beldeden.
Zira o, çok sinsi bir hýrsýzdýr, ondan çekin.
Dinini, imanýný çalar o zira senin.
O kiþi gösterse de harika ve keramet,
Þeytanýn tuzaðýna düþürür seni elbet.
Böyle sahtekârlarla olma sakýn arkadaþ.
Aslandan kaçar gibi, yanlarýndan uzaklaþ.)
Cüneyd-i Baðdadi de buyurur ki þöylece:
(Tasavvufçu geçinen insanlar vardýr nice.
Bunlar içerisinde, yalnýz Resule uyan,
Doðru olup, gerisi söylerler hile, yalan.
Kim ki, Ýslamiyet’e uymuyorsa ihlasla,
Onu, Allah adamý zannetmeyin siz asla.
Zahid gibi görünüp, âlim de olsa namý,
Ýslam’a uymadýkça olmaz Allah adamý.
Dine uymayanlarýn her sözleri zehirdir.
Bu gibi kimseleri, hemen terk etmelidir.
Tasavvufun yegane maksadý þu ki hatta,
Bir kolaylýk duymaktýr emirlere uymakta.
Doðruyla yalancýyý ayýran bir fark vardýr.
O da, Resulullaha her haliyle uymaktýr.
Ona uygun olmayan her bir hareketin de,
Hiçbir deðeri yoktur, Hak teâlâ indinde.)
Abdullah Dehlevi de buyurur ki nihayet:
(Çok açlýk çekenlerde, hasýl olur keramet.
Lakin Ýslamiyet’e uymadýkça tamamen,
Bunlar, Allah adamý olamazlar katiyen.)
Abdullah bin Mübarek adlý bir veli zat da,
Þöyle buyurmaktadýr birine nasihatta:
(Bir kimse, uymaz ise dinin edeplerine,
Mahrum kalýr uymaktan Resulün sünnetine.
Sünnete uymakta da gevþekse bir Müslüman,
Farzlara tam uymaktan mahrum kalýr o zaman.
Farz ve haramlarda da, gevþeklik olursa az,
Böyle olan bir kimse, asla veli olamaz.)
|