Taha-yý Hakkari ki, büyük alim ve veli,
Pek fazla tesirliydi nasihat ve sözleri.
Sülale-i Resulden, devrinin bir tekiydi.
Halid-i Baðdadi’den feyz alan bir veliydi.
Çocukken onu gören, derdi ki: (Bu, ilerde,
Belli ki, çok büyük bir zat olacak bu yerde.)
Ezberledi küçükken ilk Kur’an-ý kerimi.
Öðrendi daha sonra, ince ince her ilmi.
Bir amcasý vardý ki, Seyyid Abdullah diye,
Giderdi feyz almaya, Halid-i Baðdadi’ye.
Onun himmeti ile, kemale gelen bu zat,
En üstün talebesi olmuþtu onun bizzat.
Bir gün Seyyid Taha’dan bahsedip üstadýna,
Yüksek istidadýný, arz etti bir bir ona.
O dahi buyurdu ki: (Bir daha geldiðinde,
Onu da yanýmýza getir beraberinde.)
(Peki!) deyip, Baðdat’a getirdi bir gün onu.
Görür görmez anladý bir cevher olduðunu.
Ve hemen istihare etmesi için, yine,
Gönderdi Abdülkadir Geylani’nin kabrine.
Seyyid Taha, içeri girer girmez türbeden,
Abdülkadir Geylani kabrinden çýktý hemen.
Çok iyi karþýlayýp, buyurdu ki: (Ey oðlum!
Gerçi büyük ise de esasen benim yolum,
Lakin þimdi kalmadý dünyada bunun ehli.
Sen, Mevlana Halid’e git ki o, büyük veli.
Bu zamanýn en büyük âlimi o kimsedir.
Hemen gidip, o zatýn hizmetine sen de gir.)
Alýnca Seyyid Taha dedesinden bu emri,
Süratle Mevlana’nýn yanýna döndü geri.
Bu, öyle geliþti ki, çok iyi geldi sonu.
Zira Mevlana Halid terbiye etti onu.
Ýyi yetiþmesine gösterdi çok ihtimam.
Ne icab ediyorsa, yerine getirdi tam.
Seyyid Taha, seksen gün kalýp onun yanýnda,
Yükseldi derecesi, evliyalýk yolunda.
Üç aydan daha kýsa bir zamanda nihayet,
Üstadý, kendisine verdi mutlak icazet.
Halký irþad etmesi için de, onu sonra,
Büyük bir merasimle, gönderdi Berdesur’a.
Ve hatta uðurlarken oraya kendisini,
Tam atýna binerken, tuttu üzengisini.
Lakin (Estaðfirullah) diyerek Seyyid Taha,
Geriye çekildi ve binmedi hemen ata.
Mevlana Halid ise, buyurdu ki: (Bir zaman,
Taþ toplatýp dergaha taþýttým size daðdan.
Bu gibi zor iþlerle yormuþtum önce sizi.
Þimdiyse tutuyorum, sizin üzenginizi.)
El emr-ü fevkal edep mucibi Seyyid Taha,
(Peki efendim!) deyip, bastý ve bindi ata.
Sonra tuttu üstadý, atýnýn dizginini.
Yürüyüp teþyi etti, bir müddet kendisini.
Sonra da dizginleri vererek ona yine,
Buyurdu: (Dizginlerin artýk senin elinde.
Allah yardýmcýn olsun, Ona güven ve sýðýn.
Büyüklerin ruhlarý, olsunlar sýðýnaðýn.)
|