Biþr-i Hafi kendisi anlatýr ki þöylece:
Hazret-i Peygamberi rüyada gördüm gece.
Buyurdu ki: (Ey Biþr, bilir misin ki þu an,
Ne için verdi Allah, sana böyle þeref, þan?)
(Bilmiyorum) deyince, buyurdu ki: (Ey Biþr!
Bil ki, seni üç þeyle böyle çok yüceltmiþtir.
Dinin emirlerine ediyorsun riayet.
Evliyaya hizmette, edersin sa'y-ü gayret.
Âlimi, eshabýmý, çok fazla seviyorsun.
Ve din kardeþlerine nasihat ediyorsun.)
Ve yine anlatýr ki: Gençliðimde bir sene,
Gitmiþtim bir iþ için Abadan ülkesine.
Görmüþtüm ki orada, cüzzamlý, kör birini,
Karýncalar üþüþmüþ, yerlerdi bedenini.
Baþýný, kucaðýma aldým ona acýyýp.
Bekledim ki, konuþsun benim ile ayýlýp.
Kendine geldiðinde, etti ki þöyle kelam:
(Rabbimle aramýza, kimdir bu giren adam?
Parça parça olup da, dökülse bir bir etim,
Yine Rabbime karþý, azalmaz muhabbetim.
Zira o Sevgili’den gelen de, sevgilidir.
O, çok sevdiklerine böyle bela gönderir.)
Biri, Biþr-i Hafi’nin gelerek huzuruna,
Dedi ki: (Bir nasihat ediniz lütfen bana.)
Buyurdu ki: (Evladým, þöhretten eyle hazer.
Daima helal yiyip, yeme hiç haram þeyler.)
Bir gün Biþr-i Hafi’yi gördü ki bir Müslüman,
Soðukta ince giymiþ, titriyordu o zaman.
Dedi ki: (Ey efendim, soðukken hava nice,
Siz niçin buna raðmen giydiniz böyle ince?)
Buyurdu: (Fakirlerin halini hatýrladým.
Param yok ki, onlara edeyim maddi yardým.
Onlarýn halleriyle hallenmek istedim de,
Bu yüzden ince giydim, bu, deðildir elimde.)
Bir gün de Biþr-i Hafi geçerken kabristandan,
Baktý, bir þey paylaþýr mevtalar tam o zaman.
Durdu ve merak ile dedi ki: (Ya ilahi!
Onlar neyi paylaþýr, ayan et bana dahi.)
Kulaðýna, gaibten ses geldi ki o ara:
(Merak ettiðin þeyi, sen sual et onlara.)
Sorunca, dediler ki: (Üç gün önce, bir kiþi,
Bir fatiha okuyup, hediye eylemiþti.
Biz, onun sevabýný paylaþmakla meþgulüz.
Üç gün geçtiði halde, bitiremedik henüz.)
Buyurdu: (Halk içinde, kim tanýnmak isterse,
Ahiretin tadýný hiç alamaz o kimse.
Her ne yapacaksanýz, þu anda hemen yapýn.
Zira belli deðildir, belki de gelmez yarýn.
Çünkü ecel, kimseye, bildirmedi hiç vakit.
Öyleyse amel için, þu andýr en müsait.)
|