Hazret-i Emir Sultan, Buhara’da bir kere,
Sohbet ediyorlardý kýymetli pederiyle.
O sýrada, bir kiþi geldi ki yanlarýna,
Periþan hali vardý, acýdýlar çok ona.
O dedi: (Buhara’da var idi ki bir bahçem,
Onun mahsulü ile oluyordu geçinmem.
Bir fýrtýna oldu ki geçen gün Buhara'da,
Aðaç ve sebzelerim kurudu bu arada.
Aile efradým da, bir hayli kalabalýk.
Bu halde geçinmemiz, çok müþkil oldu artýk.
Ey Resulün evladý, eyle bana inayet.
Ferahlýðýmýz için, bu fakire dua et.)
O an Emir Sultan’ýn babasý Seyyid Ali.
Dinleyip çok üzüldü, içi yandý bir hayli.
Dedi ki: (Rýzýklara kefildir cenâb-ý Hak.
Seni de, bu beladan halas eder muhakkak.)
Buna, Emir Sultan da üzülmüþtü iyice.
O zatýn bahçesine gizlice gitti gece.
Aðlayarak, Rabbine eyledi þöyle niyaz:
(Ya Rabbi, bu kulunu bu dertten eyle halas.
Bu zatýn bahçesinde ne kadar varsa nebat,
Ver onlara yeniden bir canlýlýk ve hayat.)
Onun bu halisane duasý kabul oldu.
Aðaçlarý canlanýp, dallarý meyve doldu.
Ertesi gün o kiþi, gelince bahçesine,
Gördü ki, hayat gelmiþ aðaçlarýn hepsine.
Herbiri meyve ile dolmuþ hem de begayet.
Bu vaziyeti görüp, þaþýrdý, etti hayret.
Sevinip, aðaçlara bakarak biraz daha,
Ellerini kaldýrýp, niyaz etti Allah’a.
Dedi: (Ey rýzýklara kefil olan Allah’ým!
Bu bostanýn halini, ben aciz anlamadým.
Dünkü gün, ölü iken aðaç ve nebatlar hep,
Bugün hepsi canlanmýþ, hikmeti nedir acep?
Yoksa Hýzýr mý geldi bu gece bu bahçeye?
Bildir bu hakikati bu garip biçareye.)
O, böyle dua edip, düþünürdü ki, o an,
Bahçenin bir ucunda göründü Emir Sultan.
Onu görüp anladý, bu iþin hikmetini.
Bildi Emir Sultan’ýn büyük kerametini.
Onun bereketiyle olduðunu bu iþin,
Anlayýp, koþtu ona, elini öpmek için.
Velakin birkaç adým gidince o tarafa,
Gözlerinin önünde, o kayboldu bu defa.
Bu kerameti dahi görür görmez o kiþi,
Daha yakin olarak idrak etti bu iþi.
Bildi ki, Emir Sultan bir evliya mutlaka.
Bahçenin bu halini, anlattý gidip halka.
|