Bir hýristiyan rahip, Bursa’daki bir daðda,
Tek baþýna yaþardý, yalnýz bir maðarada.
Senenin son ayýnda, Bursa'ya iniyordu.
Bir ay, tenha bir yerde inziva ediyordu.
Aþaðýya inince bu rahip maðaradan,
Ziyarete gelirdi halk ona her taraftan.
Zira hasta insanlar, inanýrdý ki þöyle:
Þifaya kavuþulur onun duasý ile.
Mesela kör, kötürüm, yahut dilsiz ve saðýr,
Veya baþka bir dertten kim varsa mutazarrýr,
O, bir dua edince, kör baþlardý görmeye.
Kötürüm saðlam olup, baþlardý yürümeye.
Vakta ki teþrif etti Bursa'ya Emir Sultan,
O rahibi görmeye gidiverdi bir zaman.
Rahip: (Ey Emir Sultan, safa geldin!) diyerek.
Aldý hemen içeri iltifat eyleyerek.
Lakin Emir Buhari, sordu ki hemen ona:
(Benim Emir olduðum, nereden malum sana?)
Dedi: (Gördüm rüyada, senin büyük ceddini.
O Resul haber verdi, senin geleceðini.)
Sordu Emir Buhari: (Ey rahip, öyle ise,
Ne için gelmiyorsun imana, söyle bize.)
Dedi: (Ceddin Muhammed huzurunda ben o an,
Kelime-i þehadet getirip ettim iman.)
Yine Ulu Cami’nin yerinde, tâ o zaman,
Bir cami yaptýrmayý istedi Bayezid Han.
Lakin bir acuzenin evi vardý arsada.
Bir türlü satmýyordu evini, ne olsa da.
Verilip her arsanýn ne ise deðerleri,
Ýstimlak edilerek alýnmýþtý her biri.
Onun evi kalmýþtý arsa içinde bir tek.
Lakin yaþlý kadýný, zordu kabul ettirmek.
Yýldýrým Bayezid Han, kadýna bizzat gidip,
Rica etti ise de, vermedi inat edip.
Kadýn, Padiþaha da deyince: (Hayýr, olmaz!)
Gidip, Emir Sultan’a bu iþi eyledi arz.
Dedi ki: (Çok muhtacýz sizin himmetinize.
Zira bunu halletmek, imkansýz oldu bize.)
Emir Sultan dinleyip, üzüldü buna o da.
Gece namaz kýlarak, Rabbine etti dua.
Kadýn, þöyle bir rüya gördü gece bu kere:
Mahþer olmuþ, insanlar toplanmýþ hep bir yere.
Müslüman olanlardan, Cennete gitti herkes.
Sýrf o gidemeyince, üzülüp duydu bir ses.
Diyordu ki: (Cennete istiyorsan gitmeyi,
Sat evini Sultan’a, býrak inat etmeyi.)
Uyanýnca, kalbinde buldu bir ulvi huzur.
Ve gördü ki, evini, kaplamýþ büyük bir nur.
Sabahleyin Sultana giderek sonra hemen,
Dedi ki: (Bu evimi, hibe ettim sana ben.)
|