Vakta ki teþrif etti Bursa’ya Emir Sultan,
Bayezid Han, küffârla savaþýyordu o an.
Osmanlýnýn, bu harpte, çok zayiatý vardý.
Kimi þehid, kimi de yara alýyorlardý.
Bu esnada genç biri, askerin arasýnda,
Dolaþýp, yaralarý sarýyordu anýnda.
O sýrada Sultan da, yaralandý aniden.
Yarayý sarsýn diye, çaðýrdý genci hemen.
Emir Sultan geldi ve bir mendil çýkararak,
Sultanýn yarasýný sardý seri olarak.
Sabahleyin kalkýnca, baktý ki yaralýlar,
Ýyileþmiþ o gencin sardýðý o yaralar.
Sultan da, merak ile yarayý açar iken,
Sarýlan o mendile hayretle baktý birden.
Zira o, hanýmýnýn, niþanlýyken vaktiyle,
Verdiði bir mendilin yarýsýydý ayniyle.
Bu, nasýl olabilir diye çok etti merak,
Dedi: (Bana getirin, onu hemen bularak.)
Çok aradýlarsa da, bulamadýlar onu.
Sultan çok merak etti, onun kim olduðunu.
Yine, Niðbolu’da da, Yýldýrým Bayezid Han,
Kaleyi almak için savaþýrdý pek yaman.
Peþpeþe hücumlarla, düþmedi yine kale.
Yýldýrým Bayezid Han, çok üzüldü bu hale.
Nihayet hücumlarýn en þiddetli anýnda,
Peyda oldu ayný genç gazilerin yanýnda.
Kalenin kapýsýný, gidip açtý bu sefer.
Kâfirler teslim olup, fetih oldu müyesser.
Emir Sultan açmýþtý Niðbolu kalesini.
Lakin gören olmadý, bir daha kendisini.
Padiþah emretti ki: (Tez o genci bularak,
Getirin huzuruma, hem de acil olarak.)
Herkes onu bulmaya olduysa da seferber,
Lakin mümkün olmadý bulmak yine bu sefer.
Padiþahýn kýzý da, Bursa’da, bu arada,
Sevgili Peygamberi görmüþ idi rüyada.
Ve ona, Resulullah buyurmuþtu ki þöyle:
(Sen evlen evladýmdan Muhammed Buhari'yle.)
Edep, hayâ timsali Hindu Fatýma Sultan,
Bu rüyayý, kimseye açamadý bir zaman.
Lakin ertesi gece, Resulü gördü yine.
Ve þöyle buyurdular rüyada kendisine:
(Ahirette þefaat istersen eðer benden,
Evladýmdan Muhammed Buhari ile evlen.)
Düþündü: Emir Sultan, bir genç fakir ve garip,
Acaba o haliyle olur mu bana talip?
Acep haberi var mý onun dahi bu iþten?
O, bunlarý düþünüp, üzülürdü hep içten.
|