Vardý Emir Sultan’ýn bir yayýyla bir oku,
Onu kullanýr idi, bir savaþ bulsa vuku.
Lakin yaya koyunca, oklardan bir tekini,
Kýrk ok çýkýp, hepsi de bulurdu hedefini.
Bir gün, þeyhülislamýn dahi hazýr olduðu,
Bir mecliste, istedi bu yay ile okunu.
Onu, þeyhülislama vererek bu büyük zat,
Buyurdu ki: (Al bunu ve doðuya doðru at.)
Sonra da buyurdu ki: (Ok düþerse nereye,
Bizim mezarýmýzý kazarsýnýz o yere.)
Oku, onun emriyle atýnca þeyhülislam,
Þimdiki türbesinin yerine düþtü o tam.
Vakta ki Emir Sultan göçünce bu âlemden,
Üzerine bir türbe yapýldý sonra hemen.
Þöyle anlatýyor ki türbeyi yapan usta:
(Kendisinden talimat aldým hep bu hususta.
Zira her gün, rüyama girerek o büyük zat,
Emirler veriyordu kendisi bana bizzat.
Þurasý þöyle olsun, böyle yap burayý da.
Diye tarif ederdi o hep bana rüyada.
Ýznikli bir âlimin var idi ki bir oðlu,
Kalkýp, Emir Sultan’ýn kabrine geldi doðru.
Türbeye bakanlardan alaraktan müsaade,
Dedi: (Kalmaya geldim uzun müddet bu yerde.)
Onlar (Peki) diyerek, verdiler ona izin.
O da girdi içeri, itikaf etmek için.
Gece gündüz ibadet ederek o orada,
Bulunurdu Rabbinden çok niyaz ve duada.
Belli ki, bir arzusu var idi o kiþinin.
Ona dua ederdi, hasýl olmasý için.
Fakat altý gün sonra, ayrýldý o türbeden.
Onu görüp, insanlar sordular ona hemen.
Dediler: (Uzun müddet kalacaktýnýz hani.
Ne için altý günde, çýktýnýz böyle ani?)
Dedi: (Benim vardý ki mühim bir ihtiyacým,
Bu hasýl olsun diye, yýllardýr duacýyým.
Geldim, Emir Sultan’ýn ruhlarýný vesile.
Ederek, kavuþayým arzuma bilvesile.
Lakin ben, uzun müddet kalýrým zannetmiþtim.
Arzuma, ancak böyle kavuþurum demiþtim.
Fakat Emir Sultan’ýn yetiþerek himmeti,
Aktý nehirler gibi feyiz ve bereketi.
Kavuþtum muradýma bu altý gün içinde.
Çýktým, fazla kalmadým iþte bunun için de.
Bu büyük evliyanýn bilin çok kýymetini.
Zira o, isteyene saçýyor himmetini.)
|