Sultan Sencer, Ýmamý saraya etti davet.
O da kabul ederek, etti buna icabet.
Girince, sultan onu karþýladý ayakta.
Kucaklayýp, tahtýna oturttu onu hatta.
Ýmam dahi oturdu, Besmele söyleyerek.
Buyurdu ki: Herkese nasihat etmek gerek.
Ve lakin insanlara nasihat etmek için,
Risalet kaynaðýndan alýnýr ruhsat, izin.
Resulullah buyurdu: (Bir susan, bir konuþan,
Ýki nasihatçýyý býraktým size þu an.
Bunlardan birincisi, ölümdür ki, konuþmaz.
Diðeri Kur'andýr ki, konuþup eder vaaz.)
Susan vaiz diyor ki lisan-ý hali ile:
(Ýnsanlarý, pusuda beklerim her an böyle.
Ecelleri gelince, çýkarak o pusudan,
Aniden yakalarým, vermeden fýrsat, eman.)
Bu hali, þimdi görmek isteyen varsa eðer,
Eski padiþahlarýn halini düþünsünler.
Alparslan ve Melikþah, Çaðrý bey nerde, hani?
Þimdi toprak altýnda, oldular hepsi fani.
Lisan-ý halleriyle diyor ki þimdi onlar:
(Gafletle yaþamayýn ey þimdiki sultanlar!
Biz dahi sizin gibi bir vakit sultan idik.
Lakin hiç tanýmýyor ecel sultan ve melik.)
Ey sultan, Allah sana bahþetti doðru iman.
Güler yüz, güzel ahlak ihsan etti sonradan.
Sultanlýk nimetini verdiyse Allah sana,
Sen de amel yaparak, þükreyle bu ihsana.
Bugün sultanlýðýnla maðrur olma ki zinhar,
Senden daha kudretli, sultanlar Sultaný var.)
Daha sonra dedi ki: (Ben, oniki senedir,
Halktan uzaklaþmýþ ve halen uzletteyimdir.
Þimdi, Niþabur’daki ilim medresesine,
Müderris olmam için, ýsrar edilir yine.
Lakin arz edeyim ki þu hususu ey sultan!
Benim hak sözlerimi, kaldýrmýyor bu zaman.
Bu zamanda, hak bir söz söylerse biri eðer,
Kapý ve duvar bile, aleyhine geçerler.
Bana söylenenleri rüyada görse idim,
Bu, karýþýk bir rüya, yahut kâbustur derdim.
Ýmam-ý a’zama da söz demiþim aleyhte.
Ýþte, buna tahammül edemem katiyetle.
Bunun için, siz beni af edin ki tedristen,
Tus’da, kendi halimle yaþýyayým artýk ben.)
Bu hadiseden sonra, Tus’a döndü o yine.
Ve iki sene daha, hizmet etti bu dine.
Ellibeþ yaþýna da girince bu büyük zat,
Binyüzonbir yýlýnda, eyledi Hakk'a vuslat.
|