Ömer bir Abdülaziz, halife olduðunda,
Hilafet konaðýna tam gideceði anda,
Saltanat atlarýný getirdiler önüne.
O, atlarý görünce, sual etti: (Bunlar ne?)
Dediler: (Hilafete mahsus olan atlardýr.)
Buyurdu ki: (Lüzum yok, kendimin atý vardýr.)
Saltanat atlarýný geriye çevirerek,
Eve gitti, kendine ait ata binerek.
Evinde, hizmetçisi karþýlayýnca onu,
Gördü çok düþünceli ve üzgün olduðunu.
Dedi ki: (Ey efendim, kederli halinizin,
Sebebi ne acaba, üzülmeniz ne için?)
Buyurdu ki: (Doðudan, tâ ki batýya kadar,
Ümmet-i Muhammedi, artýk benden sorarlar.
Bugünden itibaren, girdim bu aðýr iþe.
Var mýdýr bundan büyük mesuliyet, endiþe?)
Sonra, hem amca kýzý, hem de hanýmý olan,
Fatýma'yý, yanýna çaðýrarak o zaman,
Dedi: (Eðer benimle istiyorsan yaþamak,
Çýkar ziynetlerini ve beytülmala býrak.
Zira o mücevherler olursa sende eðer,
O takdirde kalamam ben seninle beraber.)
Fatýma (Peki) deyip, bütün ziynetlerini,
Beytülmala býrakýp, almadý bir tekini.
Ellibin altýn vardý halifenin yanýnda.
O da, o altýnlarý hibe etti anýnda.
Daðýttý fakirlere daha varsa her nesi.
En son kaldý giyecek bir adet elbisesi.
Hizmetçilerine de deki ki: (Serbestsiniz.
Azad edebilirim isterseniz eðer siz.
Kalmak isteyen varsa, bir þartla kalabilir.
O, benden hiçbir nesne talep etmemelidir.
Çünkü bana verilen vazife, aðýr ve zor.
Sizle meþgul olmaktan, beni alýkoyuyor.)
Onlar bunu dinleyip, hepsi çok aðladýlar.
Þartlarý kabul edip, yine ayrýlmadýlar.
Ömer bin Abdülaziz, halife iken, önce,
Oðlu Abdülmelik’e mektup yazdý þöylece.
Dedi: (Kendimden sonra, nasihat edeceðim,
Ýlk insan sensin oðlum, dinle, ne diyeceðim.
Hak teâlâ bizlere, bulundu çok ihsanda.
Biz bunlara þükredip, olmayalým isyanda.
Kendine, gençliðine, sýhhatine dikkat et.
Allahü teâlâya eyle halis ibadet.
Sen, kendi amelinle çekilirsin hesaba.
Öyle bir hayat sür ki, düþmeyesin azaba.
Ýnsana þeref veren, sýrf ilimdir ve edep.
Sanma ki, kýymet verir insana mal ve nesep.)
|