Bir gün Harem bin Hayyan, geldi Veysel Karni’ye.
Rica etti: (Bana bir nasihat eyle) diye.
Buyurdu: (Bir günaha, deme sakýn, bu ufak.
Sen, onunla, Rabbine asi oldun, ona bak.
Günahýn küçüðü de, büyüktür, eyle hayâ.
Çünkü isyan etmektir o da Hak teâlâya.)
Harem ona sordu ki: (Nerede yerleþeyim?)
(Þam) deyince, dedi ki: (Nasýldýr orda geçim?)
Buyurdu ki: (Rýzkýnda, þüphe ederse bir zat,
Yazýk ki, o kimseye fayda etmez nasihat.)
Dedi: (Bir tavsiyede bulunun bana þu an.)
Buyurdu ki: (Ey Harem, düþün ki öldü baban.
Bir nice Peygamberler aleyhimüssalevat,
Muhammed Resulullah, o dahi etti vefat.
Hazret-i Ebu Bekir, bir çok eshab öldüler.
Kardeþim Ömer dahi vefat etti, vah Ömer!)
Onun son cümlesine, þaþýrdý Harem hatta.
Dedi ki: (Ömer henüz ölmedi, o hayatta.)
Üveys tekrar etti ki: (Elbette öldü Ömer.
Bana, onun mevtini, Rabbimiz verdi haber.
Kendini de ölü say þimdi ey ibni Hayyan!
Ölümü, hatýrýndan çýkarma hatta bir an.
Kavmine, akrabana varýnca sen de bizzat,
Ölümü hatýrlatýp, et böylece nasihat.
Bir adým ayrýlma ki, sakýn ehl-i sünnetten,
Yoksa, kurtulamazsýn Cehenneme düþmekten.)
Sonra dua etti ve dedi ki: (Tamam vakit.
Ey Harem ibni Hayyan, ben gideyim, sen de git.
Bir daha, ne ben seni göreyim, ne sen beni.
Beni, dualarýnla hatýrla, ben de seni,
Sen bu yönden yürü git, ben gideyim þu yandan.)
Gitti, ben takib etmek istedim arkasýndan.
Lakin izin vermedi, uzaklaþtý yalnýzca.
Aðladýðýný gördüm arkasýndan bakýnca.
Ben dahi ardý sýra, ona bakýp aðladým.
Bir daha da, hiç ondan bir haber alamadým.
Onunla, çok az kimse görüþmüþtür hayatta.
Bu hususta kendi de, þöyle demiþtir hatta:
(Benim ile en fazla konuþan, iki zattýr.
Bunlar, hazret-i Ali ve Ömer bin Hattab’týr.)
O, Mekke’de hac yapýp, gelince Medine’ye,
Gösterdiler, (Resulün türbesi budur) diye.
O bunu öðrenince, bayýlýp düþtü birden.
Sonra dedi: (Götürün beni hemen bu yerden.
Bir yer ki, kabri vardýr orda Resulullahýn,
Benim için o yerde, tadý olmaz hayatýn.
Resulullahýn medfun olduðu bir beldede,
Benim hayatta olmam, yakýþýr mý edebe?)
|