Urve devam ederek, dedi: (Ey KureyÅŸliler!
Ne zannediyorsunuz Müslümanları sizler?
Ne kadar elinizi, siz kılıca atsanız,
Ve ne kadar, ne türlü çareye baÅŸvursanız,
Muhammed'in kılını, size teslim etmezler.
El sürmenize bile, asla izin vermezler.
Böyleyken, O andlaÅŸma teklif ediyor bize.
Bunu kabul eylemek bizim faidemize.)
Dinledi KureyÅŸliler Urve’nin sözlerini.
Dediler: (Dinlemeyiz biz senin bu reyini.
Biz ittifak ettik ki, ÅŸimdi geri gideler.
Ertesi sene gelip, ziyaret eyleyeler.)
Hatta kaba davranıp Urve’ye bu sebepten,
Böylece onu kırıp ve darılttılar hepten.
Allah’ın Sevgilisi, KureyÅŸ kâfirlerinin,
Bu hususta fikrini öÄŸrenebilmek için.
Gönderdi elçi diye HıraÅŸ bin Ümeyye’yi.
Kureyş, kaba davrandı bu sahabiye dahi.
Devesini alarak, hemen kesip yediler.
Hatta öldürmek için, üstüne yürüdüler.
O, güç bela kurtulup, geriye döndü yine.
Arz etti vaziyeti, Allah’ın Habibine.
Peygamber efendimiz, öÄŸrenince bu hali,
Yapılan hakarete, üzüldüler bir hayli.
O ara biri çıktı KureyÅŸ karargahından.
Onu, elçi olarak gönderirlerdi o an
EhabiÅŸ kabilesi reisi idi bu zat.
İsmi de Huleys olup, geliyordu o bizzat.
Resul onu görünce, buyurdu ki: (Bu gelen,
İbadet ve kurbana, saygı, hürmet gösteren,
Bir kabiledendir ki, ey Eshabım şimdi siz,
Kurbanlık develeri, ona doÄŸru sürünüz.)
Resulün bu emriyle, hemence sahabiler,
Kurbanlık develeri, ona doÄŸru sürdüler.
Ayrıca bir ağızdan (Lebbeyk! Lebbeyk!) diyerek,
Gökleri çınlattılar tekbirler getirerek.
Huleys, bu manzaraya bakarak uzun uzun,
Gözleri yaÅŸardı ve üzülüp oldu mahzun.
Ve kendi kendisine dedi ki: Hakikaten,
Yok baÅŸka gayeleri Kâbe’yi ziyaretten.
Bu iÅŸe mani olmak, ne kötü harekettir.
Zira tavaf ve kurban, güzel bir ibadettir.
Kâbe’nin sahibine yemin ederim ki ben,
Kureyş helak olacak, bu yanlış hareketten.
Onun düÅŸüncesini bildi Fahr-i kâinat.
Buyurdu ki: (Ey Huleys, evet, öyle hakikat.)
Huleys, bakmak istedi Allah’ın Resulüne.
Ve lakin hayâsından, bakamadı yüzüne.
Geri dönüp, KureyÅŸ'e dedi: (Beni dinleyin!
Kâbe’yi ziyaretten onları men etmeyin.
Ben doÄŸru bulmuyorum bunu men etmenizi.
Ve ikaz ediyorum, bu yanlış işten sizi.)
MüÅŸrikler, onu dahi yine dinlemediler.
Ve hatta kendisine (Sen cahilsin) dediler.
|