Resulullah devrinde, daÄŸ başında bir çoban,
Kırda, koyunlarını otlattığı bir zaman,
Bir kurt, gelip kaçırdı koyunlardan birini.
Çoban, takib ederek buldu kurdun yerini.
Ve kurtardı koyunu, o kurdun pençesinden.
Lakin kurt dile gelip, seslendi ki peÅŸinden:
(Ey çoban, o koyunu niçin benden alırsın?
Rızka mani olmaya Allah'tan korkmaz mısın?)
Çoban bunu duyunca, pek çok hayret eyledi.
(Ne garip, insan gibi konuÅŸan bir kurt) dedi.
Kurt dedi ki: (Sen buna garip dersin ve lakin,
Bundan daha gariptir halbuki senin halin.
Zira sen, koyunların tanırsın herbirini.
Ve lakin tanımazsın kendi Peygamberini.
Onunla aranızda, sadece bir vadi var.
Haydi git, sen de ona tâbi ol, etme inkâr.)
Dedi: (Kime emanet edeyim koyunları?)
Kurt dedi: (Ben beklerim, sen düÅŸünme onları.)
Çoban, koyunlarını kurda edip emanet,
Resulün huzuruna vasıl oldu nihayet.
Resulullah, görünce çobanın geldiÄŸini,
Buyurdu: (Haydi anlat kurdun hikayesini.)
Çoban, hayret içinde (Peki) dedi ve hemen,
Anlattı o Resule hadiseyi tamamen.
Ve ÅŸehadet getirip o Resulün yanında,
İman edip, Eshabdan oluverdi anında.
Bir gün de, Eshabiyle otururken o Server,
Huzuruna, bir köylü çıkageldi bu sefer.
Elinde kertenkele tutuyordu o hatta.
O hayvanı gösterip, Server-i kâinata,
Dedi: (Åžu kertenkele tasdik ederse seni,
Ben de tasdik ederim senin nübüvvetini.)
O Server hitab edip, sordu ki o hayvana:
(Kime kulluk edersin ey mahluk, söyle bana?)
Hayvan dile gelerek, dedi: (Ey Peygamberim!
Allahü teâlâya ancak kulluk ederim.)
Resulullah buyurdu: (Peki ey kertenkele!
Benim kim olduÄŸumu, açıkça beyan eyle.)
Hayvan, fasih lisanla dedi: (Ya Resulallah!
Sen, Allah'ın kulu ve Peygamberisin vallah.
Mahlukatın içinde, en ÅŸerefli kiÅŸisin.
Cihanın efendisi, Hüdâ’nın Habibisin.)
Köylü, kertenkeleden duyunca bu sözleri,
ÅžaÅŸkın bir vaziyette oturdu diz üzeri.
Kelime-i ÅŸehadet getirip en sonunda,
Girdi İslam dinine, Resulün huzurunda.
Dedi: (Can-ü gönülden iman ettim ben dahi.
Sen Allah'ın kulu ve Resulüsün vallahi.)
|