Ana Sayfa >  1001 Güzel Menkîbe > Laf ile Müslümanlık olmaz > Müthiş kuraklık
Yazıcı   Yazı boyutunu     

Müthiş kuraklık

Peygamber efendimizin dedesi Abdülmuttalib vefat ettiğinde, Sevgili Efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” sekiz yaşındaydı henüz.

Dedesi vefat edince, amcası Ebu Talibin evinde kalmaya başladı.
Onun teşrifiyle gözle görülür şekilde bir bereket gelmişti o eve.

Ancak;
Mekke’de müthiş bir kuraklık hüküm sürüyordu o günlerde.
Dereler kurumuş, tarlalar sararmış, toprak yer yer çatlamıştı.

Bir damla suya hasretti yeryüzü.
Mekke halkı ne yapacağını şaşırmış halde bir yerde toplandılar.

Her kafadan bir ses çıkıyordu:
- Lat putuna gidip halimizi arz edelim!
- Hayır, Uzza’ya gidelim!
- Hayır hayır, Menat’ın önünde diz çökelim!

Aralarında gün görmüş bir ihtiyar vardı.

Yazıklar olsun size!

Bu konuşulanları dinledikten sonra kalktı ayağa:
- Ey kureyşliler! Yazıklar olsun size! dedi.

Hep birden ona döndüler:
- Neden öyle söylüyorsun baba?
- Yahu, aramızda İbrahim Peygamber evlatları varken, siz hâlâ nelerden medet umuyorsunuz?

Birbirlerine bakışıp;
- Haklısın bey baba! dediler.

Ve kalkıp koştular Ebu Talibin kapısına:
- Ya Eba Talip! Ya Eba Talip!

Ebu Talip çıktı kapıya:
- Buyurun kardeşlerim, hoş geldiniz!

- Ey Ebu Talip, şu kıtlığı görüyorsun değil mi?
- Evet, görüyorum.

- Günlerdir bir damla su düşmedi toprağa. Çocuklarımız ölüyor, hayvanlarımız kırılıyor. Senin mübarek neslini vesile ederek yağmur duasına çıkalım diyoruz. Ne diyorsun?

O da uygun gördü:
- Çok iyi olur, hemen çıkalım.

Haydi, Beytullaha gidiyoruz

Sonra, yanında duran nur yüzlü Efendimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” başını okşadı:
- Haydi yeğenim, Beytullaha gidiyoruz.

Ve çıktılar evden.
Önde Ebu Talip ve Allah’ın Sevgilisi.
Arkada Mekke halkı.

Vardılar Kâbe yanına.
Hava müthiş sıcaktı.
Gök demirdi sanki, yer bakır.

Bırakın yağmuru, bulutu görmeye hasretti insanlar.

Ebu Talip, sırtını Kâbe duvarına dayayıp dua ederken, sevgili Efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” Kâbe örtüsüne yapışıp mübarek şehadet parmağını uzattı göğe doğru.

Sonrası malum.
Masmavi gök, yağmur yüklü bulutlarla doldu bir anda.

Gök gürültüleri. Şimşekler.
Ve ardından rahmet.

Bütün bunlar birkaç dakika içinde oluvermişti.
Şakır şakır yağan yağmurla hasret bitti.

Dağ taş suya kavuştu.
İnsanlar da kandı suya, hayvanat da.

Evet O, âlemlere rahmet olarak gelmişti.
“sallallahü aleyhi ve sellem”.
 
Geridön
 
 
Klavye
 
Ana sayfam yap Sık kullanılanlara ekle
Güncelleme Tarihi
4.03.2024
Sitemizdeki bilgiler, bütün insanların istifadesi için hazırlanmıştır. Orjinaline sadık kalmak şartıyla, izin almaya
gerek kalmadan, herkes istediği gibi alıp istifade edebilir.

Hosted by İhlas Net
Ziyaretçi Sayısı