Edirne’de yaÅŸayan bir Allah dostu.
Hıdır Baba "rahmetullahi aleyh".
Asırlar önce, bu yörede yaÅŸamış.
Kalbleri aydınlatmış.
Günümüze kadar ulaÅŸan nasihatları var
Åžöyle ki;
- Günah iÅŸlemeyin! dermiÅŸ sık sık. Günah ateÅŸtir, sizi yakar.
Bir gün de;
- İnsan, hem kendine merhamet etmeli buyurmuÅŸ, hem de çocuklarına. ÇocuÄŸunu seven, ona önce dinini öÄŸretir. Küçükten namaza alıştırır.
Bir sohbette de;
- Ey insanlar! ÇocuÄŸuna İslamiyet’i öÄŸretmeyen anne baba, onun en büyük düÅŸmanıdır, buyurmuÅŸ.
Ve eklemiÅŸ;
- Çünkü onun Cehennemde yanmasına sebep olmaktadır.
Al beni, ye beni
O devirde bir kadın, bir meyve bahçesinin önünden geçerken durur birden.
Dikkatini çekmiÅŸtir meyveler.
OlgunlaÅŸmış, neredeyse düÅŸmek üzeredirler.
Ve sanki;
- Al beni! ye beni! demektedirler kendisine.
“Birkaç tane koparsam mı?” diye geçirir içinden.
Åžeytan da fit verir.
- Kopar canım! bir şeycik olmaz! der.
Uyar şeytana, asılır bir dala.
Ama ne mümkün.
Bir türlü kopmaz meyveler.
Halbuki olgundurlar.
Dokunmak kâfidir almak için.
Bir daha asılır.
Olanca kuvvetiyle çeker.
Ama nafile.
Bir tane bile koparamaz.
O dalı bırakır, baÅŸkasını çeker.
Yine koparamaz.
O ağacı bırakır, başkasını dener.
Durum deÄŸiÅŸmez.
Kopmamak için sanki inat etmiÅŸtir meyveler.
Kadın şaşkın ve acizdir.
O esnada biri gelir yanına.
- Bacım! der, hiç zahmet etme. Bu bahçe, Hıdır Baba’ya aittir. Koparamazsın.
Kadıncağız mahcup halde uzaklaşır oradan.
Bu, iyi bir ders olur kendisine.
Bir daha da tevessül etmez böyle bir iÅŸe.
|