Balıkesir Evliyasından Yürek Dede "rahmetullahi aleyh" hastalandı bir gün.
Öyle ki, ayaÄŸa kalkacak takati kalmamıştı.
Hanımı yemeğini yanına getirir, abdestini almaya yardım ederdi.
Ama bir gün, sevenleri ziyaretine geldi bu zatın.
Onları görünce mübarek fırladı yataktan.
Ve koyu bir sohbete koyuldu onlarla.
Unuttu hastalığını.
Kendinden geçti adeta.
Hanımı da bitiÅŸik odada olup, onun bu haline taaccüp etmiÅŸti.
Misafirler gidince hışımla girdi yanına:
- Efendi ne bu hâl?
- Hayrola hanım, ne oldu?
- Hani sen hastaydın?!
- Evet hastaydım.
- Kusura bakma ama, ben senin hastalığına inanmıyorum artık.
- Neden hanım? Ne oldu ki?
- Misafirlerle nasıl konuÅŸuyordun öyle. Bütün nazın bana mıydı yani?
- Yok hanım, yanlış anladın, ben...
- Hayır hayır, bundan sonra bana hastayım falan deme sakın. Hizmet de bekleme, tamam mı?
Gülümsedi mübarek zat:
- Haklısın hanım. Ama ne yapayım, elimde değil işte.
- NeymiÅŸ elinde olmayan?
- Gönül dostlarını görünce hastalığımı unutuyorum hanım. Allahü teâlâdan bahsedince, İslamiyet’ten konuÅŸunca, kendimden geçiyorum. Rabbim güç kuvvet veriyor, ÅŸifa buluyorum.
Dinden bir kelime öÄŸretmek
Bir gün de sevdiÄŸi bir gence;
- Dinimizden bir kelime öÄŸrenip baÅŸkasına öÄŸretmek, bin kere nafile hacca gitmekten daha çok sevaptır, buyurdu.
Delikanlı sordu:
- Efendim, ben de dinimi öÄŸrenmek istiyorum. Ama nereden öÄŸrenebilirim acaba?
Büyük Veli;
- “Ehl-i sünnet alimleri”nden, buyurdu.
- Ehl-i sünnet alimi yoksa efendim?
- Onlar yoksa, kitapları var evladım. O alimlerin halis niyetle yazdıkları kitapları okuyan, hem dinini doÄŸru olarak öÄŸrenir, hem de feyz alır.
Genç sordu:
- Feyz ne demek efendim?
- Feyz, “nur” demektir oÄŸlum. Yani o büyüklerin kitabını okuyanın kalbi nurlanır, temizlenir, parlar.
Ve ekledi:
- Kalbi temizlenen kimseye ibadetler tatlı, haramlar çirkin gelir, buyurdu.
|