BaÄŸdat Evliyasından Faris bin İsa BaÄŸdadi "rahmetullahi aleyh" hazretlerine, bir gün bir talebesi gelip;
- Efendim, dünyada en mühim ÅŸey nedir? diye sordu.
Cevabında;
- “DoÄŸru iman” sahibi olmaktır, buyurdu.
Delikanlı sordu:
- DoÄŸru iman nasıl öÄŸrenilir efendim?
- Ehl-i sünnet alimlerinden veya onların kitaplarından öÄŸrenilir. Bundan daha mühimi, bu doÄŸru itikadı, baÅŸkalarının da öÄŸrenmesine ön ayak olmaktır.
- Bunu nasıl yapabiliriz efendim?
- En iyisi kitap vermektir oÄŸlum. “Ehl-i sünnet alimleri”nin yazdığı “İlmihal kitapları”ndan alıp eÅŸine dostuna ver, sat, hediye et!
Sordu yine:
- Kendimiz anlatsak efendim?
- Hayır, buyurdu. Anlatmak için iyi bilmek lazım. Din konusu hassastır çünkü. EÄŸer yanlış anlatır veya eksik söylersen, büyük vebale girersin. Unutma, emr-i maruf yapmanın en iyi ve en kolay ÅŸekli, “kitap vermek”tir.
Ne yapayım?
Bir gün de bir genç bu zata gelip;
- Efendim, ben Allahü teâlânın sevgisini kazanmak istiyorum, ne yapayım? diye sordu.
Cevabında;
- Öyleyse din ilimlerini çok iyi öÄŸren. Çünkü Allahü teâlâ bir kulunu severse, onu “dinde alim” yapar, buyurdu.
Ve ekledi:
- Daha da çok severse, “bu ilimleri yaymasını” nasip eder ona. Fakat bir ÅŸartla. Bu hizmeti kendinden bilmemesi lazım. Çünkü Allahü teâlânın dinini Onun kullarına ulaÅŸtırırken “Ben…” demek bidattır.
Genç sordu:
- Tavsiyeniz nedir efendim?
Buyurdu ki:
- Kendini aradan çekmelisin oÄŸlum. Kendinden bilmezsen, büyüklerin feyz ve ihsanlarına kavuÅŸursun.
Åžöyle bitirdi:
- Kendinden bilmek, yani “Ben yaptım, ben ettim...” demek, Allahü teâlâdan ve büyüklerden gelen feyz ve bereketi keser evladım.
|