Molla Halil Siridi "rahmetullahi aleyh".
Hâl ehli bir Veli.
Bir gün;
- KardeÅŸlerim! İslam alimlerini tanımasaydık, halimiz ne olurdu? Onların sayesinde hakkı batıldan ayırdık. Bizi küfürden kurtardılar, buyurur.
Ve ilave eder:
- Müminler, Cennette kavuÅŸacakları nimetleri bir bilseler, o anda kendilerinden geçer, sokakta oynarlardı.
Mescitte oynanır mı?
Ve şunu anlatır:
Bilal-i HabeÅŸi, bir gün mescit içinde oynamaya baÅŸlar.
Hazret-i Ömer, onu görüp çok ÅŸaşırır.
Zira mescitte Resulullah efendimiz de vardır.
Yaklaşıp fısıldar kulağına:
- Ya Bilal! Ne yapıyorsun? Hiç mescitte oynanır mı?
Ama o aldırmaz.
Devam eder oynamaya.
Hatta, ona Resulullah efendimizi gösterip;
- Bak! Mescidin sahibi işte orada. Bana ancak o karışabilir, der.
Bunu hazret-i Ömer’e söyler.
O hazret-i Ömer ki, gadabıyla meÅŸhurdur.
Ona bunu söylemek cesaret ister.
Ama o söyler iÅŸte.
Çünkü kendinde deÄŸildir.
Hazret-i Ömer anlar durumu, üstelemez.
Gider, Resulullah efendimize arz eder.
Efendimiz aleyhisselam onu çağırıp sorarlar:
- Ya Bilal! Az önce ne yapıyordun?
- Oynuyordum ya Resulallah.
- Niçin oynuyordun?
- Sevincimden ya Resulallah.
- Ne için seviniyordun?
- Anam babam sana feda olsun ya Resulallah! Allahü teâlâ sana her ÅŸeyi verdi. Ama bir ÅŸey vermedi. O bir ÅŸeyi vermediÄŸi için seviniyordum.
- Bana vermediÄŸi nedir ki, seni sevinçten oynatıyor ya Bilal?
- Hidayet ya Resulallah. Sana hidayeti vermedi. Bu, senin elinde olsaydı, sen bildiklerini, gördüklerini, istediklerini hidayete erdirirdin. Bu garip Bilal HabeÅŸistan’da nasıl Müslüman olacaktım? Ama bakın, kendi akrabaların seni inkâr ederken, Rabbim bana imanı nasip etti. Sana inandım. Aşığın oldum. Hem de HabeÅŸli bir köle iken.
Ve ÅŸöyle bitirir sözünü:
- Bu yüzden oynuyordum ya Resulallah!
Bu sözler, Resulullah efendimiz aleyhisselamın hoÅŸuna gider.
Tebessüm ederler.
Hazret-i Ömer’e döner;
- “Bırak ya Ömer! Bırak oynasın!” buyururlar.
|